Şirketinizin Google'da daha görünür olmasını istiyorsunuz ve karşınızda iki yol var: kadrolu bir SEO uzmanı işe almak ya da bu işi dışarıdan bir danışmana vermek. İki seçenek de makul görünüyor, ama maliyetleri, riskleri ve sizden istedikleri çok farklı. Ben İstanbul'da tek başıma çalışan bir SEO danışmanıyım, yani bu soruda tarafsız değilim; bunu baştan söylüyorum. Buna rağmen yazıyı, "dışarıdan çalışın" demek için değil, hangi durumda hangisinin işe yaradığını açıkça göstermek için yazdım. Bazı işletmelere kadro gerçekten daha uygun. Freelance SEO uzmanı olarak benim gibi biriyle çalışmanın nerede anlamlı olduğunu da sonunda dürüstçe anlatacağım.
Aslında hangi soruyu cevaplıyorsunuz?
"İşe alayım mı, dışarıya mı vereyim?" sorusu çoğu zaman yanlış yerden başlar. Asıl soru şudur: SEO işiniz kaç günlük, ne kadar sürekli ve ne kadar çeşitli?
SEO, yani sitenizin Google'da müşterilerinizin aradığı kelimelerde görünür hale gelmesi, tek bir iş değil bir iş demetidir. Sitedeki teknik engelleri bulmak, müşterinin ne aradığını anlamak, yeni sayfalar planlamak, bu sayfaların metnini yazdırmak, sonuçları ölçmek ve bunları sade bir dille size anlatmak bu demetin içindedir. Bir işletmede bu demetin hepsi her hafta döner. Bir başkasında ilk iki ay yoğun bir temizlik ve kurulum gerekir, sonra iş aylık bir bakım ritmine oturur. Karar bu ritme bağlıdır.
Karar vermeden önce kendinize üç soru sorun:
- Sitenizde haftada kaç yeni sayfa ya da yazı yayımlanacak? Cevap "ayda bir iki tane" ise tam zamanlı bir kişiye yetecek iş çıkmaz.
- SEO işini yapan kişi başka kimlerle çalışacak? Yazılımcı, metin yazarı, fotoğrafçı, satış ekibi gibi kişiler varsa eşgüdüm ağırlaşır ve içeride biri olması değer kazanır.
- Bu işin sorumluluğunu kim üstlenecek? İşe aldığınız kişi uzman olsa da ona yön verecek ve sonuçları değerlendirecek biri yoksa iş kendi başına ilerlemez.
Bu üç sorunun cevabı, aşağıdaki karşılaştırmanın büyük kısmını sizin için zaten çözer.
Kadrolu uzman ile dışarıdan danışman: iki yolun gerçek farkı
Önce nesnel farka bakalım. Kadrolu bir uzman şirketinizin içinde çalışır; ürünlerinizi, müşterilerinizi, mutfaktaki dertleri yakından bilir. Satış ekibine "bu hafta en çok hangi soruyu duydunuz?" diye sorabilir, depoya gidip ürünü görebilir. Bu, dışarıdan yapılması zor bir avantajdır. Bir de her gün orada olduğu için küçük işler beklemez; bir sayfada hata çıktığında aynı gün düzelir.
Dışarıdan çalışan danışmanın avantajı ise başka yerde: çok farklı sitelerde gördüğü örüntüleri sizin işinize getirir, bir konuda takılmış bir siteyi daha önce başka yerlerde de görmüş olabilir. Ayrıca işe başlaması hızlıdır; ilan verme, mülakat yapma, deneme süresi bekleme gibi aşamalar yoktur. Kapsam yazılı olarak konuşulur, iş o kapsamda yürür.
Bu karşılaştırmada gözden kaçan bir nokta var: kadrolu uzman "bir kişi" demektir. Tek bir bakış açısı, tek bir deneyim birikimi. SEO ise hızla değişen bir alan; arama motorlarının sonuç gösterme biçimi, yapay zekâ cevaplarının devreye girmesi gibi gelişmeler sürekli yeni şeyler öğrenmeyi gerektirir. İçeride çalışan biri bu öğrenmeyi şirket zamanında yapmak zorunda kalır. Eğitim ve kaynak ayırmazsanız bilgisi zamanla eskir. Dışarıdan çalışan bir danışman için ise bu öğrenme işin parçasıdır.
Tersine, danışmanın zayıf noktası da açıktır: işletmenizin içinde yaşamaz. Ürünle ilgili ince bir ayrıntıyı ya da müşteri davranışındaki mevsimsel kaymayı sizin anlatmanıza ihtiyaç duyar. İyi bir danışman bunu bilir, o yüzden ilk görüşmede çok soru sorar. Soru sormayan biri şüpheli olmalı.
Maliyet kalemleri: maaş bordrosunun görünmeyen tarafı
İki yolu karşılaştırırken en sık yapılan hata, kadrolu uzmanın maliyetini yalnızca maaşa indirgemektir. Bu yüzden rakam vermeden, ama hiçbir kalemi atlamadan listeleyelim.
Kadrolu çalışanda şu kalemler vardır:
- Maaşın kendisi ve her ay değişmeyen, iş azalsa bile devam eden yükümlülük.
- İşverenin ödediği vergi ve sigorta primleri ile yan haklar. Bunlar maaşın üstüne biner ve çoğu zaman gözden kaçar.
- İşe alım süreci: ilan, görüşmeler, değerlendirme ve deneme süresi. Doğru kişiyi bulmak zaman alır; yanlış kişiyi bulmak daha pahalıya gelir, çünkü ayrılık da bir süreçtir.
- Araçlar: SEO için kullanılan analiz yazılımları, takip programları ve bunların abonelikleri.
- Eğitim ve gelişim. Alan sürekli değiştiği için bu bir lüks değil, ihtiyaçtır.
- Yönetim zamanı. Kişiye iş vermek, işi kontrol etmek ve onunla toplantı yapmak sizin ya da bir yöneticinin zamanından yer.
- Boşta kalma. Bir dönem yapılacak iş azalırsa maaş yine ödenir.
Dışarıdan çalışmada ise yapı daha sadedir: genellikle işin kapsamına bağlı bir ücret ve fatura. Vergi ve sigorta yükü danışmanın kendi hesabındadır, yan hak yoktur, işe alım süreci yerine tanışma görüşmesi ve teklif vardır. Burada dikkat edilecek nokta, ücretin neyi kapsadığıdır; kapsam belirsizse ücretin düşük görünmesi anlamsızdır. Araçların ücrete dahil olup olmadığını, içerik yazımının kapsamda olup olmadığını, raporlamanın nasıl yapılacağını baştan sormalısınız.
Fiyatı neyin belirlediğini anlamak da önemli, çünkü iki yolda da son rakamı aynı şeyler yukarı ya da aşağı çeker: sitenizin bugünkü durumu (temiz mi, sorunlu mu), sektörünüzdeki rekabetin yoğunluğu, hedeflediğiniz şehir ya da ülke sayısı, kaç dilde yayın yaptığınız, içeriğin kimin tarafından üretileceği ve sizinle ne sıklıkta görüşüleceği. Bunları bilmeden verilen kesin bir fiyat, ya bir şablonun ya da varsayımın ürünüdür. Hiçbir uzman sitenize bakmadan sağlıklı bir bedel söyleyemez.
Görev tanımı: "SEO uzmanı" aslında ne yapar?
İşe almayı düşünüyorsanız önce ilanı yazmanız gerekir ve burada çoğu işletme tökezler. "SEO uzmanı aranıyor, Google'da üst sıralara çıkaracak" cümlesi bir görev tanımı değildir; bir dilektir. Adayların kim olduğuna, hangi becerileri getireceğine bu cümle karar vermez.
İyi bir görev tanımı, işin gerçek parçalarını sayar. Bunlar kabaca şöyledir: siteyi tarayıp teknik engelleri bulmak (yavaşlık, telefonda bozuk görünüm, Google'ın göremediği sayfalar); müşterilerin aradığı kelimeleri ve soruları belirlemek; hangi sayfaların yazılacağını planlamak; metni kendisi yazmak ya da yazdırıp denetlemek; yayın sonrası sonuçları ölçmek; yazılımcı ve metin yazarıyla çalışmak; aylık sonuçları yöneticiye sade bir dille anlatmak.
Burada önemli bir gerçek var: bu listenin hepsini aynı derinlikte yapan tek bir kişi nadirdir. Teknik tarafta güçlü olan biri çoğu zaman metin yazmayı sevmez ya da iyi yapmaz. İçerikte güçlü biri sunucu ayarlarına girmek istemez. Dolayısıyla kadro açarken şu soruyu da sormalısınız: "Eksik kalan kısmı kim tamamlayacak?" Yazılımcınız varsa teknik tarafı ona yönlendirebilir, metin yazarınız varsa içeriği ona bırakabilirsiniz. Yoksa kadrolu uzmanın yanında yine dışarıdan destek almanız gerekebilir. Bu, kadro kararını yanlış yapmaz ama maliyetin bir kısmını sonradan ortaya çıkarır.
Başka bir ayrıntı da deneyim seviyesidir. Yeni mezun ya da kariyerinin başındaki biri, iyi yönlendirilirse hızla gelişir; ama yön verecek biri olmalıdır. Deneyimli bir uzman kendi yönünü bulur ama beklentisi yüksektir. Kimi aradığınıza göre ilanın dili, görüşme soruları ve çalışma düzeni değişir. Birini işe almadan önce ondan gerçek bir örnek isteyin: sizin sitenizi inceleyip nereden başlayacağını yazılı olarak anlatsın. Bu, iyi bir mülakat sorusundan çok daha fazlasını söyler.
Dış kaynak SEO'nun üç türü: ajans, freelance, hibrit
"Dış kaynak SEO" tek bir şey değildir; üç farklı model altında karşınıza çıkar ve her biri farklı bir işletme için uygundur.
Ajans. Birden çok uzmanın bulunduğu, işleri bölüştüren yapıdır. Büyük, çok kanallı ve karmaşık projelerde güç sağlar: aynı çatı altında teknik, içerik, tasarım ve reklam bulunabilir. Karşılığında iletişim çoğu zaman bir hesap yöneticisi üzerinden yürür, işi yapan kişiye ulaşmak zorlaşabilir. Ajansların çoğu iş hacmi yüksek müşterilere göre kurulduğu için küçük bir işletme ikinci planda kalabilir.
Freelance danışman. Tek bir kişidir ve işi o yapar. İletişim kısadır, sorunuzu doğrudan işi yapan kişiye sorarsınız. Sınırı da açıktır: tek kişi olduğu için eş zamanlı çok büyük bir iş yükünü kaldıramaz. İyi bir freelance danışman bunu bilir ve yetişemeyeceği bir işi başta söyler.
Hibrit düzen. Şirket içinde SEO'yu koordine eden bir kişi vardır; derin ve nadir işler için dışarıdan danışman çağrılır. Örneğin içeride bir pazarlama sorumlusu günlük içerik akışını yürütür, dışarıdaki danışman üç ayda bir siteyi inceler ve yeni plan çıkarır. Bu model, orta ölçekli şirketlerde en sağlıklı sonuçlardan birini verir, çünkü bilgi şirketin içinde kalır ve uzmanlık gereken anlarda dışarıdan gelir.
Hangisinin sizin için uygun olduğunu belirlemek için firmanızın büyüklüğüne değil, işin yapısına bakın. Küçük bir klinik, avukatlık bürosu ya da yerel hizmet işletmesi için sürekli çalışan bir SEO uzmanı genelde fazladır; bir e-ticaret sitesinin binlerce ürününü yöneten bir pazarlama departmanı için ise tersi geçerli olabilir.
Kırmızı bayraklar: kimle çalışırsanız çalışın bunlara dikkat edin
İster çalışan arayın ister danışman, bazı işaretler yanlış kişiyle karşı karşıya olduğunuzu gösterir. Bunlar iki yol için de aynıdır.
Birincisi, ilk sıra garantisidir. Hiçbir uzman Google'da belirli bir sırayı garanti edemez, çünkü sıralamayı Google belirler. Garanti veren kişi ya yanlış bilgi veriyor ya da size kendi anladığı bir sıralamayı satıyor olabilir. Gelir garantisi de aynı kapıya çıkar.
İkincisi, siteye bakmadan verilen plan ve fiyattır. Sitenizi görmeden, rakiplerinize bakmadan "şu paketi alın" diyen biri size değil, kendi şablonuna satış yapıyordur.
Üçüncüsü, anlatmamaktır. Yaptığı işi sade bir dille açıklayamayan, her cümlesinde terim kullanan biri ya bilmiyordur ya da bilerek anlaşılmaz kalıyordur. SEO bir sır değildir; ne yapıldığını, neden yapıldığını ve ne zaman sonuç beklenmesi gerektiğini herkes anlayabilir.
Dördüncüsü, sahiplikle ilgilidir. Alan adınız, Google Analytics hesabınız, Search Console hesabınız gibi kayıtların sahibi daima siz olmalısınız. Danışman bunları kendi adına açıp size devretmiyorsa, ayrıldığınızda elinizde hiçbir şey kalmaz.
Beşincisi, raporlamadır. Her ay gönderilen bir sürü grafik, yorum yoksa boştur. İyi rapor şunu söyler: "Bu ay şunları yaptım, şu aramalarda şu değişiklik oldu, bir sonraki ay şunları yapacağım."
Satın alınmış bağlantı gibi kısa yollar da bu listeye girer. Kendi sitenizin adını riske atacak bir yöntemi size açıkça anlatmayan birinden uzak durun. Ucuz görünen bir yöntem, siteniz ceza yediğinde en pahalı hale gelir.
Kimin hangisine uygun? Karar ağacı ve iki varsayımsal senaryo
Artık karar zeminini kurabiliriz. Kabaca şöyle bir çizgi çizebilirim: iş her gün yapılacak kadar çoksa, içerik üreten ve eşgüdüm gerektiren bir ekibiniz varsa ve bir de bu kişiye yön verecek bir yöneticiniz varsa, kadro anlamlıdır. İş dönemselse, ilk dönemde yoğun sonra daha sakinse, ya da SEO ana işiniz değil, işinizin bir parçasıysa, dışarıdan çalışmak daha uygundur.
Bunu somutlaştırmak için iki varsayımsal örnek vereyim. Bunlar gerçek müşteri değil, durumu canlandırmak için kurduğum kurgulardır.
Diyelim ki İzmir'de iki şubesi olan bir diş kliniği işletiyorsunuz. Sitenizde on iki kadar hizmet sayfası var, ayda bir ya da iki blog yazısı yayımlıyorsunuz. Sizi Google'da "implant", "diş beyazlatma" gibi aramalarda ve şehir adıyla birlikte arayanlar var, ama sitenin telefonda yavaş açıldığını fark ettiniz. Bu durumda tam zamanlı bir SEO uzmanına her gün yapacak iş çıkmaz; ilk iki üç ay teknik temizlik ve hizmet sayfalarının yeniden yazımı gerekir, sonra iş aylık bir ritme oturur. Üstelik sağlık alanında içeriğin kurallara uygun olması, sonuç vaadi ya da tedavi tavsiyesi içermemesi gerekir; bu bilgiyi gerçekten bilen birini bulmak da ayrı bir iştir. Dışarıdan bir danışman, kapsamı net bir plan ve aylık raporla bu klinik için daha makul bir yol olur.
Diyelim ki ikinci senaryoda, yüzlerce ürünü olan, her hafta yeni ürün ekleyen ve kendi içerik ekibi bulunan bir e-ticaret şirketisiniz. Her yeni ürün sayfasının başlığı, açıklaması, kategori yapısı SEO ile bağlantılı; kampanya dönemlerinde sayfalar çoğalıyor, yazılımcılarla her gün konuşmak gerekiyor. Burada içeride SEO'yu sahiplenen bir kişi, haftada birkaç gün dışarıdan destek alan bir yapıdan çok daha verimli olur. Bu şirket için kadrolu uzman, hatta gerekirse küçük bir ekip mantıklı görünür. Dış danışman bu durumda belki üç ayda bir derin bir denetim yapmak için çağrılır.
Aynı sektörde bile bu karar değişebilir. Önemli olan sektörünüzün adı değil, işin her gün ne kadar iş çıkardığıdır.
Benimle çalışma süreci nasıl işliyor?
Bu yazı bir hizmet sayfasına çıkıyor, o yüzden kendi yöntemimi de açıkça yazayım. Hizmet sayfamda anlattığım dışında bir şey vaat etmiyorum.
Süreç bir tanışma görüşmesiyle başlar. Bu görüşmede işinizi, hedeflerinizi ve sitenizin bugünkü durumunu dinlerim; en önemlisi, tek bir uzmanla çalışmanın size uyup uymadığını söylerim. Uymuyorsa bunu açıkça belirtir, gerekirse başka bir yol öneririm.
Ardından ön inceleme yaparım. Sitenize ve rakiplerinize bakar, nereden başlanması gerektiğini yazılı olarak anlatırım. Sonra ilk aylarda yapılacakları öncelik sırasıyla, net bir kapsamla sunduğum plan ve teklif gelir. Uygulama aşamasında önce engelleri kaldırır, ardından içerik ve güçlendirme çalışmasına geçerim; ne zaman ne yaptığımı bilirsiniz. Her ay sonunda sonuçları sizinle birlikte değerlendirir, planı buna göre güncelleriz.
Bu çalışma biçimi kime uyar? Küçük ve orta ölçekli işletmelere, yerel hizmet sağlayıcılara, kliniklere ve ofislere; SEO için ayrılan bütçesi sınırlı ama beklentisi net olanlara; daha önce bir ajansla çalışıp kendisine kimin baktığını bilemeyenlere; karar vereceği kişiyle doğrudan ve sade konuşmak isteyenlere. Kime uymaz? İşi tek kişinin yetiştireceğinden büyük olanlara. Böyle bir durumda bunu baştan söylerim; gerekirse tasarımcı ya da metin yazarı gibi destek öneririm, hiç uymuyorsa bir ajans öneririm. Dışarıdan çalışmanın bile bir sınırı vardır ve o sınırı bilmek, hizmeti satmaktan önemlidir.
Teklifleri karşılaştırırken kullanabileceğiniz ölçütler
Birden fazla danışmandan ya da adaydan cevap aldıysanız, rakamları yan yana koymak yetmez. Ölçütleriniz şunlar olsun:
- Kapsam yazılı mı? Neyin yapılacağı, neyin yapılmayacağı, kaç aylık bir çalışma olduğu açıksa teklif ciddidir.
- Sitenize bakıldı mı? Teklifte sitenizden somut bir gözlem varsa o kişi işi gerçekten incelemiştir.
- Kim yapacak? Görüşmeyi yapan kişi ile işi yapan kişi aynı mı? Küçük işletmeler için bu çok önemli bir ayrıntıdır.
- İçerik kimin? Yazılan metinlerin telif ve kullanım hakkı kimde? Sözleşme bittiğinde yayındaki metinler size ait mi?
- Raporlama nasıl? Sıklığı, biçimi ve sizin anlayabileceğiniz bir dille olup olmadığı.
- Çıkış kolay mı? Uzun bir taahhüt zorunluluğu varsa neden olduğunu sorun.
- Sınırlarını söylüyor mu? İyi bir danışman neyi yapamayacağını da söyler.
Bir kontrol daha öneririm: adayın ya da danışmanın kendi sitesine bakın. SEO işi yapan birinin kendi sitesinde anlattığı konular sade mi, örnekli mi, kendi alanında Google'da bulunabiliyor mu? Mükemmel olması gerekmez ama hiç yoksa bu da bir bilgidir. Kendi siteleri için bile çaba göstermeyen birinin sizin için ne yapacağını düşünün.
SEO'ya ne zaman gerek yok?
Dürüst olmak gerekirse her işletmenin SEO'ya yatırım yapması gerekmez. İşlerinizin tamamı tavsiye ve yüz yüze tanışıklıkla yürüyorsa, müşteriniz zaten sizi isimle arıyorsa ve yeni müşteri arayışınız yoksa, SEO için kadro açmak ya da danışman tutmak ihtiyaç olmayabilir. Aynı şekilde sitenizin hâlâ yenilenmesi gerekiyorsa, önce siteyi düzeltmek SEO'dan önce gelir; temeli çürük bir binaya cila çekilmez.
Çok yeni bir iş kurduysanız ve ürün ya da hizmetinizin müşteri bulup bulmayacağını henüz bilmiyorsanız, önce küçük adımlarla başlamak daha akıllıca olabilir: Google işletme profilinizi düzgün doldurmak, sitenize hizmetlerinizi sade bir dille yazmak ve birkaç müşteri yorumu toplamak. SEO'nun uzun vadeli bir yatırım olduğunu da unutmayın; sonuç genellikle haftalar değil aylar içinde görülür ve bu sabrı gösteremeyecekseniz başlamamak daha dürüst bir karardır.
Kendiniz yapmak ile uzmana vermek arasında
Bütçe sınırlıysa bir kısmını kendiniz üstlenebilirsiniz ve bunun gerçekten işe yarayan kısımları vardır. Sitenizdeki hizmet sayfalarını müşterilerinizin sorduğu sorulara cevap verecek biçimde yazmak; Google işletme profilini güncel tutmak; müşterilerden yorum istemek; sitenizin telefonda nasıl açıldığını kendi cihazınızda denemek. Bunlar teknik bilgi gerektirmez.
Uzmana ihtiyaç duyduğunuz noktalar ise genellikle şunlardır: sitenin Google tarafından neden gösterilmediğini çözmek, teknik sorunları teşhis etmek, rakiplerinizin neden önde olduğunu analiz etmek ve çok sayfalı bir içerik planını doğru önceliklendirmek. Bu işleri yanlış yaparsanız zararı zamanla ortaya çıkar; örneğin bir sayfayı yanlışlıkla Google'a kapatmak gibi hatalar aylarca fark edilmeyebilir. Kısacası, düzenli ve basit işleri kendiniz sürdürüp analiz ve plan kısmını uzmana bırakmak çoğu küçük işletme için dengeli bir çözümdür.
Hibrit bir plan nasıl kurulur?
Kadro ile dış destek arasında sıkışmış hissediyorsanız, iki yolu birleştirebilirsiniz. Şirket içinde bir kişiyi (pazarlama sorumlunuzu, ofis yöneticinizi ya da ürün içeriklerini yöneten çalışanınızı) SEO'nun sahibi olarak belirleyin. Bu kişinin görevi uzman olmak değil, işi takip etmek ve kararları hızlandırmaktır: içeriklerin zamanında yazılması, yazılımcıyla konuşulması, dışarıdan gelen önerilerin uygulanması.
Dışarıdaki danışman ise strateji, teknik denetim, içerik planı ve aylık değerlendirmeyi üstlenir. İçerideki kişi danışmanın söylediklerini yerel bilgisiyle süzer, danışman da içerideki kişiye ne yapacağını net anlatır. Bu düzende bilgi şirkette kalır; danışmanla yollar ayrılırsa bile siz neyin neden yapıldığını bilirsiniz. Başlangıçta bunu kâğıda dökmek yeterlidir: kim ne yapacak, kim onaylayacak, rapor kime gidecek.
Sık yapılan hatalar
Bu kararı verirken görülen hatalar şaşırtıcı biçimde benzerdir.
- Gerçekçi olmayan beklenti. Tek bir kişiden hem teknik hem içerik hem bağlantı çalışmasını aynı anda ve hızla beklemek.
- İşi devredip ilgiyi kesmek. Kadrolu da olsa dışarıdan da olsa kimseye iş verip tamamen unutmak olmaz. Sizden ürün bilgisi, onay ve zaman gerekir.
- Kısa vadeli bakış. İlk ay sonunda sonuç görmeyip kararı değiştirmek. SEO gecikmeli çalışır.
- Yetkinliği yanlış ölçmek. Çok terim bilen kişiyi, işi iyi anlatan kişiden daha yetkin sanmak.
- Erişimleri kaybetmek. Hesapların sahibi olmadan çalışmaya başlamak.
- Her şeyi tek kişiden beklemek. İçerik, tasarım, yazılım ve reklam hep aynı kişiden istenirse ikisi de zarar görür.
Bu hataların çoğu, başlamadan yazılı bir kapsam ve düzenli bir görüşme ritmiyle önlenebilir.
Sık sorulan sorular
SEO uzmanı işe almak, dışarıdan hizmet almaktan daha mı pahalıdır?
Her zaman değil; bu işin ne kadar sürekli olduğuna bağlı. Kadrolu bir uzmanın maliyeti maaşın yanında vergi, yan haklar, araçlar, eğitim ve yönetim zamanını da içerir, ve iş azalsa da devam eder. Dışarıdan çalışmada ücret kapsama bağlıdır ve genellikle yalnızca yapılan iş için ödersiniz. Ama iş her gün yoğunsa kadro daha ekonomik olabilir.
Şirket içi SEO uzmanı tek başına yeter mi?
Çoğu zaman yetmez. SEO teknik inceleme, içerik, ölçüm ve bazen tasarım gibi birkaç alanı kapsar ve bunların hepsinde derin olan kişi nadirdir. İçerideki uzmanın yanına bir yazılımcı ya da metin yazarı koymanız, gerektiğinde dışarıdan destek almanız çoğu zaman gerekir.
Dış kaynak SEO ile ajans arasında fark var mı?
Var. Dış kaynak SEO, işin şirket dışından yapılması demektir ve bunu ajans da, tek kişilik bir danışman da yapabilir. Ajansta işi çok kişi yürütür ve iletişim çoğunlukla bir hesap yöneticisi üzerinden gider; tek kişilik danışmanda sorunuzu doğrudan işi yapan kişiye sorarsınız. Hangisi iyi, sorusunun cevabı işin büyüklüğüne bağlıdır.
Dışarıdan danışmanla çalışırken işin kontrolü bende kalır mı?
Kalmalı. Alan adı, analiz ve Search Console gibi hesaplar sizin adınıza açılmalı; yapılacaklar yazılı kapsamda olmalı; yayımlanan içeriğin kullanım hakkı size ait olmalı. Bunları baştan konuşursanız danışmanla yollar ayrılsa bile elinizde her şey kalır.
SEO için ne kadar sürede sonuç beklemeliyim?
Kesin süre veremem, kimse de veremez; çünkü sitenizin durumu, rakipleriniz ve sektörünüz sonucu belirler. Genel olarak SEO gecikmeli çalışır: önce engeller kalkar, sonra içerik oturur, sonra görünürlük artar. Bunun haftalarla değil, aylarla ölçülen bir süreç olduğunu bilerek başlamak beklentiyi sağlıklı tutar.
Küçük bir işletme için hangisi daha mantıklı?
Genellikle dışarıdan çalışmak, çünkü küçük bir işletmede tam zamanlı SEO işi nadiren çıkar ve kadro maliyeti iş hacmine göre ağır kalır. Ama bu bir kural değil; sitenizde sürekli içerik üretiliyor ve eşgüdüm gerekiyorsa kadro düşünülebilir. İlk görüşmede durumunuzu anlatırsanız size dürüstçe hangisinin uyacağını söylerim.
Hem kadro hem danışman aynı anda olabilir mi?
Evet, hatta çoğu zaman en dengeli düzen budur. İçeride işi takip eden, günlük içerik akışını yürüten biri; dışarıda strateji, denetim ve aylık değerlendirme yapan bir danışman. Önemli olan görev paylaşımının baştan yazılı olması.
Danışman seçerken ilk soru ne olmalı?
"Benim sitemde ne gördünüz, nereden başlardınız?" Bu soruya somut ve sade bir cevap alıyorsanız doğru yoldasınız. Genel geçer bir paket anlatıyorsa, büyük olasılıkla sitenize bakmamıştır.
Kadro mu dış kaynak mı sorusuna kesin cevabı yalnızca işinizin yapısını bilen biri verebilir. Durumunuzu anlatırsanız size açıkça hangisinin uyacağını, uymuyorsa neden uymadığını söylerim; freelance SEO uzmanı hizmetimi inceleyebilir ya da doğrudan benimle iletişime geçip bir tanışma görüşmesi isteyebilirsiniz.