Web Tasarım··15 dk okuma

Çok Dilli Web Sitesi Yaptırma: Çeviri mi, Yerelleştirme mi?

Yurt dışından müşteri isteyen işletmeler için çok dilli web sitesi yaptırma rehberi: çeviri ile yerelleştirme farkı, teklifte sorulacaklar, her dilde arama.

Sitenizi Google Çeviri'den geçirip İngilizce bir kopyasını yayına aldınız, ama yurt dışından tek bir mesaj bile gelmedi. Peki sorun dilde mi? Çoğu zaman hayır. Sorun, yabancı bir ziyaretçinin sizi aramada bulamaması ve bulsa bile sitenizin ona "bu bana göre" dedirtmemesidir. Çok dilli web sitesi yaptırmak metni başka bir dile aktarmaktan çok daha fazlasıdır: o ülkedeki alıcının nasıl aradığını, neye güvendiğini ve sizinle nasıl iletişime geçmek istediğini hesaba katan bir iştir.

Bu yazıda yurt dışından müşteri almak isteyen bir işletme sahibi gözüyle konuşuyorum. Teknik ayrıntıya girmeden, çeviri ile yerelleştirmenin farkını, bir teklifte neleri sorgulamanız gerektiğini, her dilde nasıl aranabilir olunacağını ve hangi durumlarda çok dilli siteye hiç gerek olmadığını anlatacağım. Ben İstanbul'da tek başıma çalışan bir web tasarımcıyım ve uzaktan çalışırım. Yani aşağıda yazdıklarım bir ajans broşürü değil, bir işi baştan sona kendi elimle yapan birinin karar rehberidir.

Gerçekten çok dilli bir siteye ihtiyacınız var mı?

Her işletmeye ikinci, üçüncü bir dil gerekmez. Dil eklemek siteyi büyütür, bakımını zorlaştırır ve her sayfanın güncel tutulması gerekir. Bu yüzden önce dürüst bir soru: yabancı dilde gelen bir talebi karşılayabilecek durumda mısınız?

Şu sorulara "evet" diyebiliyorsanız çok dilli site mantıklıdır:

  • Yabancı müşteriye gerçekten hizmet verebiliyor ya da ürün gönderebiliyorsunuz.
  • O dilde gelen e-postaya, mesaja ya da telefona cevap verecek biri var (siz, bir çalışanınız ya da güvendiğiniz bir destek).
  • Hedeflediğiniz ülkeleri ve müşteri tipini az çok biliyorsunuz.
  • Sitenin her dildeki içeriğini zamanla güncel tutmaya niyetliyorsunuz.

Bunlardan biri eksikse, çok dilli bir site size müşteri değil, cevapsız kalan mesajlar ve kötü izlenim getirir. İngilizce sayfada "hemen yazın" butonu duruyor ama mesaja iki gün sonra Türkçe cevap veriliyorsa, o ziyaretçiyi kaybetmişsinizdir.

Çok dilli site gerekli mi sorusunu cevaplayan karar şeması: yabancı müşteriye hizmet verebiliyorsanız yeni dil ekleyin, veremiyorsanız önce tek dili güçlendirin

Ne zaman gerek yok?

Dürüst olmak gerekirse şu durumlarda çok dilli siteyi ertelemenizi öneririm. Müşterilerinizin neredeyse tamamı bulunduğunuz şehirden geliyorsa ve yabancı talep hiç yoksa, o emek ve bütçe yerel aramalarda görünür olmaya gitmelidir. Henüz ilk Türkçe siteniz bile oturmadıysa, önce onu doğru kurmak gerekir; dört dilde zayıf bir site, tek dilde güçlü bir siteden daha kötüdür. Yabancı müşteriyi karşılayacak bir iş akışınız yoksa (fiyat teklifi, kargo, ödeme, sözleşme dili) yine önce onu çözmeniz gerekir.

Bazen de ihtiyaç çok dilli sitede değil, tek sayfalık bir yabancı dil bilgilendirmesindedir. Örneğin Türkiye'ye gelen turistlere hizmet veren bir işletme için bütün siteyi çoğaltmak yerine, en çok bakılan üç dört sayfanın İngilizcesi çoğu zaman yeterli olur. Büyük kararı küçük bir denemeyle başlatmak mümkündür; bunu teklif görüşmesinde açıkça konuşmakta fayda var.

Çeviri ile yerelleştirme arasındaki fark

Çeviri, cümleyi bir dilden diğerine aktarmaktır. Yerelleştirme ise o cümlenin karşı taraftaki okurda aynı etkiyi yaratmasını sağlamaktır. İkisi aynı iş değildir ve fiyatı, süreyi, sonucu da farklıdır.

Somut bir örnek: Türkçede "Sizi arayalım, ücretsiz keşif yapalım" cümlesi doğaldır. Almanya'daki bir okur ise telefonla aranmaktan çekinebilir, yazılı bir teklif formunu tercih eder ve işletmenin yasal bilgilerini (adres, kayıt, iletişim) görmek ister. İsveç'te okur sade, abartısız bir dil bekler; "en iyi", "benzersiz" gibi sözler güveni artırmak yerine azaltır. Amerikalı okur ise ilk ekranda "ne yapıyorsunuz ve bana ne kazandırırsınız" sorusunun cevabını arar. Metin doğru çevrilmiş olabilir, ama bu beklentilerden biri karşılanmadıysa ziyaretçi sayfayı kapatır.

Çeviri ile yerelleştirme karşılaştırması: çeviri cümleyi olduğu gibi aktarır, yerelleştirme okurun beklentisine, hitabına ve tanıdık örneklerine göre yeniden yazar

Yerelleştirmede nelere bakılır?

Bir sayfayı yabancı okura göre uyarlarken yalnızca kelimelere bakmam. Şu başlıklar da işin içindedir:

  • Ton ve hitap. Almancada resmi "Sie" ile yazmak, İsveççede sade "du" ile yazmak beklenir. Yanlış hitap, yabancı okura işletmenin o pazarı tanımadığını hissettirir.
  • Ölçü ve biçimler. Tarih, saat, adres sırası, telefon numarası yazımı ve ölçü birimleri ülkeye göre değişir. Küçük görünür ama güveni etkiler.
  • Örnekler ve referanslar. Türkiye'ye özgü bir kurum, şehir ya da uygulama yabancı okurda bir şey ifade etmez. O ülkede tanınan genel örnekler kullanmak gerekir.
  • Yasal ve güven bilgileri. Gizlilik politikası, çerezler, iade koşulları gibi bölümler hedef ülkenin beklentisine yaklaşmalıdır. Bunların hukuki metinlerini bir hukukçuya kontrol ettirmenizi öneririm; ben hukuki tavsiye vermem.
  • Görseller. Fotoğraftaki insanlar, mekânlar, hatta renklerin çağrışımı bazı pazarlarda farklı okunur.

Makine çevirisi kullanılır mı?

Yapay zekâ ve çeviri araçları artık oldukça iyi. Ham taslak çıkarmak için işe yarar, zaman kazandırır. Ama taslağı hedef dili ana dil olarak konuşan biri okumadan yayına almak risklidir. Bir yanlış kelime fiyat sayfasını anlamsız yapabilir, bir tuhaf cümle güveni bitirebilir. Benim önerim: taslağı araçla hazırlayın, sonra ana dili konuşan birine okutun ya da düzelttirin. Ben sitenin yapısını kurarım ve metinlerin yerleşmesini sağlarım; çevirinin son denetimi ise o dili iyi bilen bir göze ait olmalıdır. Bu konuda önceden net konuşmak, sonradan çıkacak sürprizleri önler.

Dil sürümleri bir sitede nasıl düzenlenir?

Çok dilli bir sitenin görünmeyen kısmı, görünen kısmı kadar önemlidir. Okur için basit görünen şey, arkada belirli kararların sonucudur. İşletme sahibinin bunları bilmesi, teklifleri karşılaştırabilmesi için yeterlidir.

Genel mantık şudur: her dilin kendi adresi olur. Örneğin ornek-firma.com/en/ İngilizce, ornek-firma.com/de/ Almanca bölümdür. Bu düzen Google'a "bu sayfaların her biri farklı bir dil için" demenin en sağlam yoludur. Alternatifler de var (her dil için ayrı alan adı ya da alt alan adı), ama küçük ve orta ölçekli işletmeler için tek alan adı altında dil klasörleri çoğunlukla en yönetilebilir seçenektir. Çünkü sitenin otoritesi tek yerde birikir, tek yerden yönetilir.

Çok dilli site için önerilen sayfa düzeni: dil seçici, her dilin kendi adresi, hizmet sayfaları, güven bölümü ve iletişim formu

Dil seçici ve otomatik yönlendirme

Ziyaretçi sitenize geldiğinde dilini kolayca değiştirebilmelidir. Dil seçici her sayfada görünür olmalı ve mümkünse ziyaretçiyi aynı sayfanın diğer dildeki karşılığına götürmelidir; yoksa ana sayfaya atar ve ziyaretçi yolunu kaybeder. Dil adlarını bayrakla değil, o dilin kendi yazımıyla (English, Deutsch, Svenska) göstermek daha doğrudur; çünkü bayrak bir ülkeyi gösterir, dili değil.

Ziyaretçiyi tarayıcı diline göre otomatik yönlendirmek cazip görünür ama sorun çıkarabilir. Arama motoru botları her dili görmek ister, otomatik yönlendirme bazı sayfaları onlara kapatabilir. Güvenli yol, önerilen dili hafifçe belirten ama kararı ziyaretçiye bırakan bir yaklaşımdır.

Dil etiketleri ve karşılıklı bağlantı

Arka planda her sayfaya "bu sayfa İngilizce, Almancası şu adreste" diyen küçük etiketler eklenir. Teknik adı hreflang'dir ama bilmeniz gerekmez; teklifte sorulacak soru kısadır: "Dil etiketleri ve sayfaların birbirine bağlanması işe dahil mi?" Bu yapılmazsa Google yanlış ülkeye yanlış dilde sayfa gösterebilir ya da benzer içerikleri birbirinin kopyası sanabilir.

Her dilde aranabilir olmak ne demek?

İşin ticari tarafı burada. Siteniz dört dilde yayında olabilir, ama Almanya'daki biri Almanca arama yaptığında sizi bulamıyorsa o Almanca sayfa boşuna durur. Aramalar dilden dile birebir çevrilmez; insanlar aynı ihtiyacı farklı kelimelerle ararlar.

Şöyle düşünün. Türkçede "web sitesi yaptırma" diyen biri, İngilizce konuşan pazarda "web design cost", "website agency" ya da "hire a web designer" gibi farklı ifadeler kullanır. Almanca tarafta "Website erstellen lassen" ya da "Webdesign Kosten", İsveççede "anlita webbyrå" ya da "bygga hemsida" aranır. Bu ifadeler birbirinin çevirisi gibi görünür ama arama hacmi, ticari niyet ve rekabet farklıdır. Bu yüzden sayfa başlıklarını, ilk paragrafları ve adresleri çeviriyle değil, o dildeki gerçek aramaya göre kurmak gerekir.

Aynı hizmet için üç pazarda arama sonucu örneği: her sonucun başlığı ve adresi o pazarın gerçek arama ifadesine göre yazılmış

Yapay zekâ cevaplarında da dil önemli

İnsanlar artık sadece Google'a değil, yapay zekâ asistanlarına da soru soruyor. Bu araçlar bir işletmeyi önerirken sitenizi okuyup neyi, kimin için, nerede yaptığınızı anlamaya çalışır. Her dildeki sayfanın net, tutarlı ve kendi başına anlaşılır olması burada da işe yarar. Bir dilde "İstanbul'da çalışıyorum, uzaktan hizmet veriyorum" yazıp diğerinde farklı bir şey söylemek, hem okuru hem bu araçları şaşırtır. Hiçbir sıralama ya da öneri garantisi veremem; ama net ve doğru bilgi, bu sistemlerin sizi doğru anlaması için ilk şarttır.

Her dil için ayrı içerik ihtiyacı

Bir sayfayı çevirmek arama için tek başına yetmeyebilir. Eğer Almanya'daki rakipler bir konuda üç ayrı yazı yazmış, siz tek paragraf koymuşsanız, ana dili Almanca olan biri bile sizi öne çıkaramaz. Bu yüzden önce hangi dillerde gerçekten rekabet etmek istediğinize karar verin. Bazen iki dili iyi yapmak, beş dili yarım yapmaktan çok daha kârlıdır. Başlangıçta ana hizmet sayfalarını ve iletişim bölümünü yapıp, sonra en çok talep gelen dile blog ve ek içerik eklemek akıllıca bir sıradır.

Teklif alırken neleri sormalısınız?

Çok dilli site teklifleri birbirine benzer görünür ama içerikleri çok farklı olabilir. Biri "üç dil dahil" yazar ve bununla yalnızca menüye üç dil seçeneği eklemeyi kastedebilir. Diğeri her dil için ayrı adres, ayrı başlık ve ayrı açıklama kurmayı. Bu fark fiyata yansır ve sonuca daha fazla yansır. Teklifleri karşılaştırırken bu soruları sorun:

Çok dilli site teklifinde sorulacaklar listesi: metni kim hazırlıyor, dil adresleri, dil etiketleri, güncelleme yöntemi, iletişim formu, yazılı kapsam

Metni kim hazırlıyor, kim kontrol ediyor?

Teklif sadece "siteyi kurmayı" mı kapsıyor, yoksa metinlerin hazırlanmasına da yardımcı oluyor mu? Çeviri dahilse kim yapıyor, ana dili konuşan biri son kontrolü yapıyor mu? Bu sorunun cevabı belirsizse sonradan "o bizim işimiz değildi" tartışması çıkar. Ben metin konusunda sizden aldığım bilgilerle birlikte çalışırım; ama hedef dilde son okumayı yapacak kişiyi baştan konuşmak gerekir.

Her dilin kendi adresi ve başlıkları var mı?

Teklifte "her dil için ayrı sayfa adresi, ayrı sayfa başlığı ve açıklama hazırlanır" diye açıkça yazmalı. Yazmıyorsa sorun. Sayfa başlıkları o pazardaki gerçek aramaya göre değil de yalnızca çevrilerek hazırlanmışsa, arama motorundan gelen ziyaretçi sayısı düşük kalma eğilimindedir.

Dil etiketleri ve arama motoru hazırlığı

Yukarıda anlattığım dil etiketleri ve sayfaların birbirine bağlanması işe dahil mi? Site Google'a tanıtılacak mı? Bu sorular bir tasarımcıyla bir "sadece site yapan" kişi arasındaki farkı ortaya çıkarır.

Yeni içerik eklemek ne kadar kolay?

Site yayına çıktıktan sonra bir hizmeti güncellediğinizde dört dilde bunu kim, nasıl değiştirecek? Bir dilde fiyat politikası değişip diğerlerinde eski haliyle kalırsa sorun çıkar. Güncelleme düzeninin baştan tarif edilmesi gerekir. Siteyi kendiniz yönetmek istiyorsanız panelin sizin için anlaşılır olması da önemlidir.

İletişim noktası hangi dile cevap veriyor?

Form, WhatsApp ya da e-posta butonu her dilde var mı? Gelen mesajlar nereye düşüyor? Teklifte bunun düşünülmüş olması, işin sadece "site yapmak" değil, "müşteri getirmek" olarak ele alındığını gösterir.

Kapsam yazılı mı?

Hangi sayfalar hangi dillerde olacak, kaç sayfa, hangi özellikler, takvim ne? Kapsamı yazılı bir teklifle netleştirmeden işe başlamayın. Ben de işe başlamadan önce kapsamı ve takvimi içeren yazılı bir teklif gönderirim.

Fiyatı neyin belirlediği

Rakam vermiyorum, çünkü iş işletmeden işletmeye çok değişiyor. Ama neyin fiyatı artırıp azalttığını bilmeniz, teklifleri doğru okumanızı sağlar.

  • Dil sayısı. Her yeni dil, çevirinin ötesinde ayrı sayfa düzeni, ayrı kontrol ve ayrı bakım demektir. İkinci dil ile beşinci dil aynı emek değildir.
  • Sayfa sayısı. Beş sayfalık bir tanıtım sitesi ile elli ürünlü bir mağaza aynı kapsamda değildir.
  • Metin hazırlığı. Metinleri siz hazır getiriyorsanız ve sadece yerleştirme istiyorsanız iş hafifler. Metnin sıfırdan yazılması, uyarlanması ve kontrolü ise ek emek getirir.
  • Mağaza ya da ödeme. Çok dilli bir e-ticaret sitesi, ürün açıklamaları, ödeme akışı, kargo bilgileri ve iade koşullarının her dilde ayrı düşünülmesi gerektiği için daha kapsamlıdır.
  • Tasarımın özelliği. Hazır bir düzenin uyarlanması ile işletmenize özel hazırlanan bir tasarım farklı emek ister. Ben size özel tasarım yaparım; hazır şablon dayatmam.
  • Takvim. Acele işler planlamayı sıkıştırır ve çoğu zaman kaliteyi etkiler.
  • Yayın sonrası ihtiyaçlar. Bakım, güncelleme ya da yeni dil ekleme gibi devam eden destekler ayrı konuşulmalıdır.

Çok ucuz bir teklif görürseniz, neyin dışarıda bırakıldığını sorun. Çok pahalı bir teklifte ise neyin gerçekten gerekli olduğunu. İkisi de meşru sorulardır.

Diyelim ki... iki varsayımsal senaryo

Aşağıdaki iki örnek tamamen varsayımsaldır; gerçek bir müşteriyi anlatmıyor, sadece kararların nasıl işlediğini göstermek için kuruldu.

Senaryo bir: Antalya'da butik otel

Diyelim ki Antalya'da yirmi odalı bir butik otel işletiyorsunuz. Siteniz yalnızca Türkçe. Misafirlerin önemli bir bölümü yurt dışından geliyor ve çoğu rezervasyonu aracı sitelerden alıyorsunuz. Doğrudan rezervasyon almak istiyorsunuz. Bu durumda tüm siteyi beş dile çevirmek yerine, önce otelin en çok talep gelen iki pazarını seçersiniz. Her iki dilde odalar, konum, kahvaltı, havalimanı transferi ve rezervasyon sorusu için eksiksiz sayfalar hazırlanır. Fotoğraflar ve ölçü birimleri o pazara göre düzenlenir; iletişim kısmında hangi dillerde cevap verebildiğiniz açıkça yazılır. Burada asıl iş, aranan ifadelerin dile göre farklı olduğunu görmektir: "otel" kelimesinin çevirisi değil, misafirlerin kendi dillerinde yaptığı gerçek aramalar esastır. Ancak doğrudan rezervasyon garantisi yoktur; amaç, o aramalarda görünür olmak ve doğru bilgiyi doğru dilde sunmaktır.

Senaryo iki: Bursa'da makine parçası üreticisi

Diyelim ki Bursa'da küçük bir üretim atölyeniz var ve yurt dışındaki toptan alıcılara parça satmak istiyorsunuz. Alıcılar fiyat listesini değil önce güveni görmek ister: üretim süreci, kalite kontrol, sertifikalar (varsa), teslimat koşulları, iletişim kişisi. İngilizce sayfa kısa, net ve teknik doğruluğu yüksek olmalıdır; tanıtım dilindeki abartı burada ters etki eder. Teklif formu hangi ürün, hangi miktar, hangi ülke gibi sorular sorar. Bu iş için çok dilli site ikinci dil olarak belki yalnızca İngilizce ile başlar; talep gelen ülkeye göre üçüncü dil eklenir. Yani çok dillilik bir hedef değil, bir sonraki adımı gösteren veriyle büyütülen bir araçtır.

Benimle çalışma süreci

Süreç kısa ve açıktır. Her adımda ne olduğunu bilirsiniz, onayınız olmadan bir sonrakine geçmem.

Benimle çalışma süreci: tanışma ve ihtiyaç, tasarım, yapım ve içerik, kontrol ve yayın, yayın sonrası destek

  1. Tanışma ve ihtiyaç. İşinizi, müşterinizi ve siteden ne beklediğinizi konuşuruz. Çok dilli bir iş için bu görüşmede hangi ülkeleri ve dilleri hedeflediğinizi, yabancı talebi nasıl karşılayacağınızı da sorarım. Ardından kapsamı ve takvimi içeren yazılı bir teklif gönderirim.
  2. Tasarım. Ana sayfa ve örnek bir iç sayfa tasarımını hazırlarım. Onayınızı almadan bir sonraki adıma geçmem.
  3. Yapım ve içerik. Onaylanan tasarımı çalışan bir siteye dönüştürürüm; metinler ve görseller yerleştirilir. Ne yazacağınızı bilmiyorsanız, sizden aldığım bilgilerle sayfa metinlerini birlikte hazırlarız.
  4. Kontrol ve yayın. Siteyi telefon, tablet ve bilgisayarda test ederim, siz son kez gözden geçirirsiniz ve yayına alırız.
  5. Yayın sonrası. Siteyi Google'a tanıtır, ilk haftalarda yakından izlerim. Sorularınız için ulaşılabilir olurum.

Telefonda rahat kullanım, hızlı açılan sayfalar ve Google'ın anlayacağı altyapı, dil sayısından bağımsız olarak her sitede standart olarak düşündüğüm şeylerdir. Yabancı ziyaretçilerin önemli bir kısmı telefondan gelir ve yavaş açılan bir sayfa her dilde aynı sonucu verir: ziyaretçi çıkar.

Çok dilli sitelerde yapılan yaygın hatalar

Aşağıdakiler, çok dilli siteleri değerlendirirken en sık gördüğüm sorunlardır. Çoğu kolay önlenir, ama baştan bilinmesi gerekir.

Çok dilli sitelerde sık yapılan hatalar: ham makine çevirisi, bayrakla dil seçimi, yarım kalan sayfalar, tek dilli form, her ülkeye aynı metin, unutulan güncelleme

Ham makine çevirisini yayına almak. Taslak iyidir, son hâl değildir. Ana dili konuşan biri okumadan yayına çıkan metin, bir cümlede bile tökezlese güveni zedeler.

Dili bayrakla seçtirmek. İngilizce konuşanlar yalnızca bir ülkede yaşamaz, İspanyolca da öyle. Bayrak yerine dilin kendi adını kullanın.

Sayfaların yarısını çevirip bırakmak. Menüde İngilizce seçeneği var, tıklayınca yarısı Türkçe bir sayfa açılıyor. Bu, hiç olmamasından kötüdür. Az sayfa ama tam olmak daha iyidir.

Tek dilli iletişim. Formun, telefon numarasının ve otomatik cevap e-postasının yalnızca Türkçe olması, yabancı ziyaretçiyi son adımda kaybettirir.

Aynı metni her ülkeye göndermek. Almanya, İsveç ve Amerika'daki alıcının beklentisi aynı değildir. Tek metni üç dile çevirmek, üç pazara hitap etmek anlamına gelmez.

Güncellemeyi unutmak. Bir dilde adres ya da çalışma saatleri değişir, diğerlerinde kalır. Okur tutarsızlığı hemen fark eder. Güncelleme düzenini baştan kurun.

Hukuki ve güven sayfalarını atlamak. Gizlilik politikası, çerez bildirimi ve iletişim bilgileri hedef pazarın beklentisine uygun olmalıdır. Bunların son kontrolünü uzmanına yaptırın.

Sonuç vaadine inanmak. "Üç ayda her dilde birinci sıra" diyen bir teklif şüpheyle okunmalıdır. Kimse sıra ya da gelir garantisi veremez.

Kendiniz yapmak mı, uzmana vermek mi?

Hazır site kurma araçlarının çoğu artık çok dilli seçenek sunuyor. Küçük bir tanıtım sitesi, birkaç sayfa ve iki dil için bu yol makul olabilir; özellikle vaktiniz varsa ve her dilde metin yazabiliyorsanız. Zorlandığınız noktalar genellikle şunlardır: dil sürümlerinin arama motoruna doğru anlatılması, her dilin kendi sayfa adresi ve başlığının düzenlenmesi, hız, telefonda görünüm ve metinlerin o pazara göre uyarlanması.

Bir uzmanla çalışmanın anlamlı olduğu durumlar: birden fazla dilde ciddi müşteri bekliyorsanız, sitenizin işinizin ana satış kanalı olması gerekiyorsa, mevcut siteniz zaten yavaş ya da dağınıksa ya da kendi vaktinizi başka işe ayırmak istiyorsanız. Hazır araçla başlayıp sonra büyüdüğünüzde profesyonel bir yapıya geçmek de geçerli bir yoldur; yeter ki metinlerinizi ve görsellerinizi taşınabilir tutun.

Hangi yolu seçerseniz seçin, önce tek bir dilde ve tek bir hedef ülkede başlayıp sonuçlara bakmak, hepsini birden yapmaktan daha güvenlidir.

Sık sorulan sorular

Çok dilli web sitesi yaptırmak ne kadar sürer?

Süre dil sayısına, sayfa sayısına ve metinlerin ne kadar hazır olduğuna bağlıdır. Metinler hazırsa iş hızlanır; çevirinin ve ana dili konuşan birinin kontrolünün beklenmesi genellikle takvimin en uzun parçasıdır. Kesin süreyi, kapsamı öğrendikten sonra yazılı teklifte takvimle birlikte veririm.

Sitemi Google Çeviri ile İngilizceye çevirsem yeter mi?

Ham otomatik çeviri başlangıç taslağı olarak işe yarar, ama yayına almak için yeterli değildir. Hatalı ifadeler güveni azaltır, ayrıca arama motoru ziyaretçinin gerçekten yazdığı kelimeleri sayfada bulamayabilir. Taslağı hazırlayıp ana dili konuşan birine okutmak çok daha sağlam bir yoldur.

Kaç dil seçmeliyim?

Gerçekten müşteri bekleyip karşılayabileceğiniz kadar. Çoğu küçük işletme için iki dil iyi bir başlangıçtır. Her yeni dil sayfa, bakım ve cevap yükü getirir; önce bir dilde işin yürüdüğünü görüp sonra eklemek daha güvenlidir.

Çok dilli site için ayrı alan adı gerekir mi?

Çoğu durumda hayır. Tek alan adının altında her dil için ayrı klasör kurmak (örneğin /en/ ve /de/) hem yönetimi kolaylaştırır hem de sitenin değerinin tek yerde birikmesini sağlar. Çok büyük ya da yasal sebeplerle ülkeye özel yapı gereken işlerde ayrı alan adı düşünülebilir; bunu ihtiyacınıza göre birlikte karar veririz.

Yabancı ziyaretçiler beni Google'da nasıl bulacak?

Her dildeki sayfa, o ülkedeki insanların gerçekten kullandığı ifadelere göre kurulur ve Google'a hangi sayfanın hangi dil için olduğu doğru biçimde anlatılır. Yine de sıra ya da müşteri sayısı konusunda garanti veremem; arama sonuçları rekabete ve zamana göre değişir.

Çok dilli siteyi sonradan nasıl güncellerim?

Güncelleme düzeni işin başında netleştirilmelidir: hangi sayfayı kim değiştirecek, değişiklik tüm dillere nasıl yansıtılacak. Basit değişiklikleri kendiniz yapabileceğiniz bir yapı kurmak mümkündür; yayın sonrası destek ihtiyacınızı da görüşmede konuşuruz.

Hazır bir şablonla çok dilli site yapılır mı?

Yapılır, özellikle küçük işler için. Ama şablonun dil yönetimi, hızı ve arama motoru için sunduğu seçenekler sınırlı olabilir. Ben hazır şablon yerine işletmenize özel hazırlanan tasarım üzerinden çalışıyorum; şablonla ilerlemek isterseniz önce neyi kısıtlayacağını birlikte değerlendirmek gerekir.

Yurt dışından gelen mesajlara cevap veremiyorsam ne yapmalıyım?

Önce bunu çözün, sonra dil ekleyin. Hedef dilde yazılı cevap verebilecek bir kişi ya da sade, hazır cevap şablonları bile başlangıç için yeterli olabilir. Cevapsız kalan yabancı bir mesaj, hiç mesaj almamaktan daha çok zarar verir.

Bir sonraki adım

Yurt dışından müşteri almak istiyor ama nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız, önce hedef ülkeyi ve dili konuşalım. İşinizi dinleyip hangi dilin, hangi sayfaların ve hangi kapsamın size uygun olduğunu açıkça söylerim; gerekmiyorsa gerekmediğini de. Web sitesi yaptırma hizmetim hakkında bilgi alın ya da bana yazın, işletmenize uygun yazılı bir teklifle dönüş yapayım.

Etiketler

çok dilli web sitesi yaptırmaingilizce web sitesiyabancı dilde web sitesiçok dilli site teklifi

Web sitenizi konuşalım

İşletmenizi ve ne istediğinizi birkaç cümleyle yazın; size uygun kapsamı ve takvimi içeren yazılı teklifle döneyim.