Elinizde basılı kartvizitler var, ama kartı alan kişi bir hafta sonra kimin verdiğini hatırlamıyor. Ya da telefonunuzda bir sosyal medya profili, bir de WhatsApp numarası var ve müşteriye "bana şuradan ulaşın" derken üç farklı bağlantı göndermek zorunda kalıyorsunuz. Bu noktada pek çok kişi dijital kartvizit sitesi yaptırmak gerektiğini düşünüyor. Doğru düşünüyorlar; ama "dijital kartvizit" denince herkesin aklına aynı şey gelmiyor. Kimi bir QR kod, kimi tek sayfalık küçük bir site, kimi de tam bir kişisel tanıtım sayfası anlıyor.
Bu yazıda sizi satın almaya yönlendirmek yerine işin gerçekte nasıl işlediğini anlatıyorum. Ben Ümit Kırkoç, İstanbul'da tek başıma çalışan bir web tasarımcı ve SEO danışmanıyım. Böyle bir sayfanın size ne sağlayacağını, neleri içermesi gerektiğini, nerede para ve zaman kaybedileceğini ve ne zaman uzman desteği almanın mantıklı olduğunu sade bir dille yazdım. Daha geniş bir site düşünüyorsanız web sitesi yaptırma hizmetimi da inceleyebilirsiniz, ama önce ihtiyacınızın gerçekten bu kadar büyük olup olmadığına bakalım.
Dijital kartvizit sitesi tam olarak nedir?
Dijital kartvizit sitesi, bir kişinin ya da küçük bir işletmenin kim olduğunu, ne yaptığını ve nasıl ulaşılacağını tek bir internet adresinde toplayan sayfadır. Kağıt kartvizitin yaptığı işi yapar, ama üstüne birkaç şey ekler: tıklanabilir telefon numarası, harita konumu, çalışma saatleri, birkaç örnek iş ve güven veren kısa bir tanıtım. Kartı elden verdiğinizde üzerindeki QR kodu okutan kişi doğrudan bu sayfaya düşer.
Piyasada üç farklı şey aynı isimle satılıyor ve bunları ayırmak önemli. Birincisi, hazır uygulamalarla yapılan ve çoğunlukla başka bir firmanın alan adı altında duran kart sayfalarıdır. İkincisi, kendi alan adınızda duran, tek sayfadan oluşan küçük bir sitedir. Üçüncüsü ise birkaç sayfalı, hizmet ve blog bölümü olan kişisel tanıtım sitesidir. Bu yazının odağı ikinci tür: sizin adınıza kayıtlı bir adreste duran, tek sayfalık ve gerektiğinde büyütülebilen bir yapı.
Neden bu ayrım önemli? Çünkü bir sayfa başkasının adresinde durduğunda, Google'da sizin adınıza değil o hizmetin adına güç biriktirir. Bir gün aboneliği bıraktığınızda ya da hizmet kapandığında kartvizitinize bastırdığınız adres çalışmaz. Kendi alan adınızda duran sayfa ise sizin kalır; ne kadar çalıştırırsanız o kadar değer kazanır.
Yukarıdaki görsel varsayımsal bir arama sonucunu gösteriyor. Sayfa kişinin adını, mesleğini ve çalıştığı şehri ilk satırda söylediğinde, o ismi duyan biri aradığında aradığını hemen buluyor. Başlıkta hiçbir şey yazmayan bir kart sayfası ise çoğu zaman aramada hiç görünmüyor.
Kimler için mantıklı, kimler için yetersiz?
Her işletmenin tek sayfaya ihtiyacı yok, ama pek çok kişi için tek sayfa gerçekten yeterli. Tek başına çalışan ve işini isim üzerinden yapan kişiler bu yapıdan en çok yarar görür: serbest çalışan bir fotoğrafçı, bir psikolojik danışman, bir mali müşavir, bir iç mimar, bir emlak danışmanı, bir sigorta acentesi, bir eğitmen ya da bir avukat. Bu kişilerde müşteri çoğunlukla önce bir tavsiye alıyor, sonra kişinin gerçekten var olup olmadığını, ne iş yaptığını ve güvenilir görünüp görünmediğini kontrol ediyor. Tek sayfa bu kontrolü karşılar.
Aynı yapı yetersiz kaldığında ise belirtiler hemen belli olur. Birden fazla hizmetiniz varsa ve her biri için farklı kişiler arıyorsa, tek sayfa onları birbirine karıştırır. Ürün satıyorsanız sepet ve ödeme gerekir. Çok sayıda şehirde hizmet veriyorsanız ya da Google'da "hizmet + şehir" aramalarında rakiplerle yarışmak istiyorsanız, her biri için ayrı sayfa gerekir. Böyle durumlarda tek sayfayla başlayıp sonra büyütmek mümkündür, ama baştan "bu sayfa sonsuza kadar yetecek" beklentisi kurmak doğru olmaz.
Tablodaki ayrım size karar vermede yol gösterebilir. Kendinizi ilk satırlarda buluyorsanız tek sayfa uygundur. Son satırlarda buluyorsanız, aşağıda anlatacağım gibi, tek sayfayı bir başlangıç noktası olarak düşünmek daha doğrudur.
Müşteri sizi nasıl arıyor ve bu ne anlama geliyor?
Dijital kartvizit sitesinin en çok yanlış anlaşılan tarafı, müşterinin sizi nasıl bulduğudur. Kartvizit sitesi çoğunlukla "yeni müşteri bulma" aracı değil, "sizi duymuş birinin sizi doğrulama" aracıdır. Biri size önerilmiş, adınızı not almış ve telefonuna yazıyor. İki şey olabilir: ya adınızı arar, ya da kartvizitinizdeki adresi açar.
Adınızı arattığında ne çıktığı çok önemlidir. Eğer yalnızca bir sosyal medya profili, eski bir rehber kaydı ya da aynı isimli başka biri çıkıyorsa, güven kırılır. Kendi alan adınızda duran, adınızı ve mesleğinizi net yazan bir sayfa bu aramada ilk sıralarda çıkma şansını artırır; sıra garantisi vermek mümkün değil, ama hiç sayfanız yoksa şansınız da yoktur.
Bir diğer kullanım ise hizmet aramasıdır: "istanbul iç mimar" ya da "kadıköy mali müşavir" gibi. Tek sayfalık bir site bu aramalarda rekabetçi olmakta zorlanır, çünkü Google'ın görmek istediği bilgi derinliği yoktur. Bunu baştan bilmek beklentinizi doğru kurmanızı sağlar: tek sayfa güven ve ulaşılabilirlik için güçlüdür; yeni müşteri bulmak için ise ek sayfa ve içerik gerekir.
Son yıllarda bir üçüncü kullanım da ortaya çıktı: insanlar yapay zekâ asistanlarına "İstanbul'da güvenilir bir mali müşavir kim?" gibi sorular soruyor. Bu asistanlar cevap verirken internette net, tutarlı ve doğrulanabilir bilgi bulduklarında kişiyi anabiliyor. Adınız, mesleğiniz, şehriniz ve iletişim bilginiz sayfada açık yazıyorsa, bu bilgi daha kolay alıntılanabilir. Yine garanti yok, ama net yazılmış bir sayfa her iki durumda da avantaj sağlar.
Görseldeki cevap uydurma bir örnek, ama mantığı gerçek: asistan, sayfada ne yazıyorsa onu aktarır. Sayfada belirsiz ifadeler varsa cevap da belirsiz olur ya da sizden hiç söz etmez.
Tek sayfada neler olmalı?
İyi bir dijital kartvizit sayfası, bir kişinin telefonda parmağıyla kaydırarak en fazla birkaç dakikada okuyabileceği bir akışa sahiptir. Çünkü kartvizit sitesine gelen kişilerin büyük kısmı QR kodu telefonla okutarak gelir; yani sayfayı ilk gören ekran bir telefon ekranıdır. Dolayısıyla sayfa önce telefonda düşünülmeli, bilgisayardaki görüntü sonra gelmeli.
Sayfanın üst kısmında adınız, mesleğiniz, çalıştığınız şehir ve tek cümlelik bir vaat durmalı. "Kim olduğunuz" ile "neye yaradığınız" ilk ekranda anlaşılmalı. Hemen altında tek bir net eylem butonu olmalı: ara, WhatsApp'tan yaz ya da randevu al. Birden fazla seçenek koyabilirsiniz, ama biri baskın olmalı. Üç dört eşit düğme koyarsanız ziyaretçi hangisini seçeceğini bilemez ve hiçbirine basmaz.
Sonra kısa bir "ne yapıyorum" bölümü gelir. Burada üç ya da dört hizmeti, her biri bir cümleyle anlatın. Jargon kullanmayın; müşteri sizin sektör kelimelerinizi bilmiyor. Ardından güven veren kısım gelir: yıllık deneyiminiz, çalıştığınız kurum türleri, belgeleriniz ya da referans mektuplarınız. Gerçek müşteri adlarını ancak izin aldıysanız yazın; aksi halde "bir butik otel zinciri için" gibi genel anlatım yeterlidir.
Sayfanın sonuna doğru çalışma biçiminiz yer almalı: nasıl başlıyorsunuz, ilk görüşme ücretli mi, ne kadar sürede dönüş yapıyorsunuz. Son olarak iletişim bilgileri, adres, harita bağlantısı ve çalışma saatleri. Telefon numarası, e-posta ve adres her yerde birebir aynı yazılmalı; çünkü Google ve diğer sistemler bu bilgileri karşılaştırır, tutarsızlık güveni düşürür.
Yukarıdaki sayfa taslağı bir sıra önerisidir. Sırayı kendi işinize göre değiştirebilirsiniz, ama iletişim bölümünün tek bir kaydırmada ulaşılabilir olması gerekir.
Metin yazarken dikkat edeceğiniz üç şey
Birincisi, "biz" yerine "ben" demeniz. Tek kişiyseniz tek kişi olduğunuzu söylemek bir eksiklik değil, güven unsurudur; çünkü müşteri kiminle konuşacağını bilir. İkincisi, abartıdan kaçınmanız. "Sektörün en iyisi" yazan bir sayfa kimseye bir şey söylemez. "On beş yıldır küçük işletmelerin muhasebesini tutuyorum" ise somut ve kontrol edilebilir bir cümledir. Üçüncüsü, fiyat konusu. Fiyat yazmak zorunda değilsiniz; ama fiyatın neye göre değiştiğini iki cümleyle anlatmak, arayan kişinin korkusunu azaltır.
İki varsayımsal örnek senaryo
Aşağıdaki iki örnek tamamen uydurmadır; gerçek bir kişiyi ya da firmayı anlatmıyor. Amacı, sürecin pratikte nasıl göründüğünü canlandırmaktır.
Senaryo bir: Serbest çalışan iç mimar
Varsayalım, iç mimar olarak tek başına çalışan biri var. İşlerinin neredeyse tamamı tavsiye ile geliyor. Ancak potansiyel müşteriler ona ulaşmadan önce bir sosyal medya hesabına bakıyor; orada fotoğraflar var ama hangi tür projeleri kabul ettiği, hangi ilçelerde çalıştığı, nasıl bir süreç izlediği belli değil. Mesajla soruluyor, aynı sorular defalarca cevaplanıyor.
Bu kişi için tek sayfalık bir site şunu yapar: üst kısımda adı, mesleği ve çalıştığı bölgeler; altında dört beş proje görseli ve her birine iki satırlık açıklama; ardından "nasıl çalışıyorum" bölümünde keşif, taslak, uygulama ve teslim adımları; en sonda tek bir randevu butonu. Böylece aynı soruları tekrar cevaplamak yerine müşteriye tek bir bağlantı gönderir. Yeni müşteri bulmaktan çok, gelen müşterinin güvenini hızlandırır. Zamanla "kadıköy iç mimar" gibi aramalar için ayrı sayfalar eklemek isterse tek sayfa üzerine kurulur.
Senaryo iki: Küçük bir muhasebe bürosu sahibi
İkinci varsayımsal örnekte, bir mali müşavir kendi bürosunu açmış ve çalışan sayısı iki. Kartvizitini fuarlarda ve esnaf toplantılarında dağıtıyor. Kartı alan kişi birkaç gün sonra aramak istediğinde ya kartı kaybetmiş oluyor ya da büronun tam olarak hangi işlere baktığını bilmiyor.
Bu durumda tek sayfa yetmeyebilir. Çünkü şirket kuruluşu, şahıs şirketi muhasebesi, e-fatura ve vergi danışmanlığı gibi hizmetler farklı kişilerce aranıyor. İlk aşamada tek sayfa yine iş görür: kim olduğu, hangi hizmetleri verdiği, hangi tür işletmelerle çalıştığı ve iletişim bilgisi. Ama birkaç ay sonra en çok soru gelen iki hizmet için ayrı sayfalar eklenirse, aramalarda daha net sonuç alma şansı doğar. Bu yüzden baştan alan adını ve yapıyı büyümeye uygun kurmak önemlidir.
Dijital kartvizit sitesi nasıl yapılır? Adım adım süreç
Süreci basit tutmak mümkün. Bir uzmanla çalışsanız da kendiniz yapsanız da aşağıdaki sıra değişmez.
Birinci adım, amacı netleştirmek. Sayfa neyi sağlamalı? Telefonla aranmak mı, randevu almak mı, güven vermek mi? Bir amaç seçin; üçünü birden istemek sayfayı karıştırır.
İkinci adım, alan adını seçmek. Kendi adınızı ya da işletme adınızı içeren, kolay yazılan ve hatırlanan bir adres seçin. Türkçe karakter içermemesi, kısa olması ve telefonda söylendiğinde yanlış anlaşılmaması gerekir. Alan adı sizin adınıza kayıtlı olmalı; yaptıran kişinin değil.
Üçüncü adım, içeriği hazırlamak. Yazılar, fotoğraflar, referanslar ve iletişim bilgileri. Çoğu zaman en uzun süren kısım budur, çünkü insanlar kendilerini anlatmakta zorlanır. Bir uzmanla çalışıyorsanız bu aşamada ona birkaç soru cevaplamanız yeterli olabilir.
Dördüncü adım, tasarım ve kurulum. Sayfa telefonda hızlı açılmalı, yazılar okunur boyutta olmalı, düğmeler parmakla rahat basılabilmeli. Fazla süslü animasyon, ağır videolar ve büyük görseller yüklenme süresini uzatır.
Beşinci adım, yayına almak ve test etmek. Sayfayı hem iPhone hem Android telefonda, hem de bilgisayarda açın. QR kodu gerçekten okutun. Telefon düğmesine basıp çevirmenin çalıştığını kontrol edin.
Altıncı adım, kartvizite eklemek ve arama motoruna bildirmek. QR kodu ve adresi kartvizite basın; Google'ın sayfayı görebilmesi için gerekli kayıt işlemlerini yapın.
Süreçteki adımların sırası görselde özetlendi. Bir adımı atlamak çoğu zaman sonradan geri dönmek anlamına gelir; özellikle içeriği hazırlamadan tasarıma başlamak sık görülen bir zaman kaybıdır.
Ne kadar sürer?
Süre, içeriğin ne kadar hazır olduğuna bağlıdır. Fotoğraflarınız, metinleriniz ve belgeleriniz hazırsa tek sayfalık bir site kısa sürede yayına girebilir. İçeriği baştan yazmanız ve fotoğraf çektirmeniz gerekiyorsa süre uzar. Süreyi uzatan genellikle yazılım değil, bekleyen içeriktir. Bunu baştan bilmek, takvim planlamanızı doğru yapmanızı sağlar.
Görseldeki zaman çizelgesi bir örnektir; kendi işiniz için süreler değişebilir. Önemli olan sıranın bozulmamasıdır.
Sık yapılan hatalar
Dijital kartvizit işinde yıllar içinde gördüğüm hataların çoğu tekrar ediyor. Bunları baştan bilmek, hem parayı hem de zamanı korur.
İlk hata, sayfayı başkasının alan adında yayınlamaktır. Ucuz görünür, ama bir gün aboneliği bıraktığınızda ya da hizmet kapandığında kartvizitinizdeki adres boşa gider. İkinci hata, çok fazla şey sığdırmaktır. Her hizmeti, her fotoğrafı, her sertifikayı koymak istersiniz; sonuçta ziyaretçi ne aradığını bulamadan çıkar. Üçüncü hata, iletişim bilgisini görsel içine gömmektir. Telefon numarası resim olarak durursa tıklanamaz, kopyalanamaz ve arama motorları okuyamaz.
Dördüncü hata, QR kodu test etmemektir. Çok küçük basılan ya da düşük kontrastlı kodlar bazı telefonlarda okunmaz. Beşinci hata, telefon ve adres bilgisini farklı yerlerde farklı yazmaktır; sosyal medyada bir numara, sitede başka bir numara, Google işletme kaydında üçüncü bir numara. Altıncı hata, sayfayı yayına alıp unutmaktır. Çalışma saatleriniz ya da telefon numaranız değişti, ama sayfada hâlâ eskisi yazıyor. Yedinci hata, kullanıcıdan izin almadan form toplamak ya da kişisel veri işlemektir; bu konuda kesin bir şey söylemem doğru olmaz, kişisel verileri toplayan bir form ekleyecekseniz bir hukukçuya danışın.
Listedeki hataların çoğu teknik değil, planlama hatasıdır. Bu yüzden sayfa yapılmadan önce yarım saat düşünmek, sonra günlerce düzeltme yapmaktan daha ucuzdur.
Kendiniz yapabilir misiniz, ne zaman uzman gerekir?
Hazır araçlarla tek sayfalık bir site yapmak bugün gerçekten mümkün. Dürüst olmak gerekirse, ihtiyacınız yalnızca "adım, telefonum ve bir fotoğrafım olsun" ise ve bütçeniz kısıtlıysa kendiniz başlayabilirsiniz. Önemli olan iki şeye dikkat etmenizdir: alan adı sizin adınıza kayıtlı olsun ve içerik size ait olsun, yani başka bir platformdan taşıyabilesiniz.
Uzman desteği şu durumlarda mantıklıdır: sayfanın arama motorlarında adınızla ya da mesleğinizle görünmesini istiyorsanız; güven veren, markanıza uygun bir tasarım istiyorsanız; metinleri yazmakta zorlanıyorsanız; gelecekte sayfayı büyütmeyi planlıyorsanız; ya da yazılım ve alan adı işleriyle uğraşacak zamanınız yoksa. Bunların hiçbiri zorunlu değil. Ama hangisi sizin için geçerliyse, o noktada uzman desteği tasarruf sağlar.
Karar şeması size genel bir yön verir. Kararsız kalırsanız, bir uzmanla kısa bir görüşme yapıp ihtiyacınızı anlatmak çoğu zaman yeterli netlik kazandırır; bunun bir taahhüt anlamına gelmemesi gerekir.
Maliyeti neyin belirlediği
Rakam vermeyeceğim, çünkü aynı görünen iki sayfanın maliyeti çok farklı olabilir. Ama neye göre değiştiğini söyleyebilirim.
Birinci etken, içeriğin kimde olduğudur. Metinleri ve fotoğrafları siz hazırlıyorsanız maliyet düşer; yazılmasını, fotoğrafların çekilmesini ya da düzenlenmesini istiyorsanız artar. İkinci etken, tasarımın özelleşme düzeyidir. Hazır bir düzen üzerine kurulan sayfa ile sıfırdan, markanıza özel çizilen sayfa aynı işi yapmaz. Üçüncü etken, ek özelliklerdir: randevu sistemi, çok dilli yapı, iletişim formu, harita entegrasyonu, galeri ya da blog. Her biri kurulum ve bakım yükü getirir.
Dördüncü etken, arama motoru çalışmasıdır. Sayfanın sadece güzel görünmesi ile aramalarda bulunabilir olması farklı çalışmalardır. Bulunabilirlik için başlık yapısı, hız, yapılandırılmış veri ve içerik planı gerekir. Beşinci etken, süreklilik. Alan adı ve barındırma her yıl yenilenir; sayfanın güncel kalması için zaman zaman değişiklik gerekir. Teklif alırken bunların hangilerinin fiyata dahil olduğunu mutlaka sorun. En ucuz görünen teklif, sonradan eklenen kalemlerle en pahalı hale gelebilir.
Yayına almadan önce hazırlamanız gerekenler
Sürecin hızlı ilerlemesi için başlamadan önce elinizde bulundurmanız gereken şeyler var. Bunlar hazır olursa, kim yaparsa yapsın işin yarısı bitmiş olur.
Listede en çok atlanan kalem iletişim bilgilerinin tutarlılığıdır. Telefon numaranızı, e-postanızı ve adresinizi tek bir yere yazın, her yerde bu yazımı kullanın. Bir de fotoğraf konusu var: telefonla çekilmiş net ve aydınlık bir portre, kötü çekilmiş profesyonel görünümlü bir fotoğraftan çoğu zaman daha iyi iş görür. Önemli olan sizi tanıtmasıdır.
Benimle çalışma şekli
Ben tek başıma çalıştığım için sizinle konuşan kişi işi yapan kişidir. İlk görüşmede ne yaptığınızı, müşterinizin sizi nasıl bulduğunu ve sayfadan ne beklediğinizi dinlerim. Sonra sayfanın tek sayfa olarak yeterli olup olmadığını dürüstçe söylerim; bazen tek sayfa yeterlidir, bazen "önce şu iki sayfa daha gerekir" derim. Size gereksiz bir şey satmak benim işime yaramaz.
Yapı olarak alan adının sizin adınıza kayıtlı olmasına, sayfanın telefonda hızlı açılmasına ve metinlerin sizin gerçek sesinizle yazılmasına dikkat ederim. Yayından sonra sayfayı nasıl güncelleyeceğinizi de anlatırım; böylece telefon numarası değiştiğinde bana bağımlı kalmazsınız. Arama motorlarında görünürlük konusunda sonuç garantisi vermem; ama sayfanın doğru kurulması için gereken teknik temeli atarım.
Çalışma düzenini görsel olarak da özetledim; kimin neyi üstlendiği baştan belli olunca süreç gereksiz yere uzamıyor.
Sıkça Sorulan Sorular
Dijital kartvizit ile QR kodlu kartvizit aynı şey mi?
Tam olarak değil. QR kod, sayfaya götüren bir kapıdır; dijital kartvizit ise kapının arkasındaki sayfadır. Sadece QR kod basıp arkasında düzgün bir sayfa olmazsa, kodu okutan kişi karşısında işe yaramaz bir ekran bulur. İkisi birlikte düşünülmelidir.
Tek sayfalık site Google'da bulunur mu?
Bulunabilir, ama beklentiyi doğru kurmak gerekir. Adınızla ya da işletme adınızla arandığında çıkma şansı yüksektir. Genel hizmet aramalarında (örneğin "istanbul mali müşavir") rekabet etmek için ek sayfalara ve içeriğe ihtiyaç vardır. Hiçbir sıra garantisi vermek mümkün değil.
Alan adını kim adına almalıyım?
Daima sizin adınıza. Alan adı bir tür tapu gibidir; yaptırdığınız kişi ya da firma adına kayıtlıysa, ayrılmak istediğinizde adresinizi kaybedebilirsiniz. Kayıt bilgilerinde kendi adınızın ve e-postanızın yazdığından emin olun.
Sosyal medya profilim zaten var, buna gerek var mı?
Sosyal medya profilleri platformun kurallarına bağlıdır; hesap kapanabilir, görünüm değişebilir, herkes bir hesabı olmasını istemeyebilir. Kendi sayfanız ise sizin kontrolünüzdedir. İkisini birlikte kullanmak en sağlıklısıdır: sosyal medya sizi keşfettirir, kendi sayfanız sizi doğrulatır.
Sayfa sonradan büyütülebilir mi?
Evet, eğer baştan buna uygun kurulduysa. Kendi alan adınızda ve esnek bir yapıda durduğu sürece hizmet sayfaları, blog ya da ek diller sonradan eklenebilir. Başkasının platformunda duran bir kart sayfasını taşımak ise çoğu zaman sıfırdan başlamak anlamına gelir.
İletişim formu koymalı mıyım?
Zorunlu değil. Tek sayfalık bir kartvizit sitesinde çoğu zaman tek tıkla arama ya da WhatsApp'a yazma daha hızlı sonuç verir. Form eklerseniz, gelen mesajlara kimin bakacağını ve kişisel verilerin nasıl işleneceğini düşünmeniz gerekir; bu konuda bir hukukçuya danışmanız yerinde olur.
QR kodu nereye basmalıyım?
Kartvizitin arka yüzüne, yeterince büyük ve yüksek kontrastlı olarak. Ayrıca imzanıza, broşürlere, ofis kapınıza ve araç üzerine de koyabilirsiniz. Her yeni baskıdan önce kodu birkaç farklı telefonla okutun.
Sayfa ne sıklıkla güncellenmeli?
Bilgiler değiştiğinde. Telefon, adres, çalışma saatleri ve hizmet listesi değişmediği sürece sık güncelleme gerekmez. Ama yılda birkaç kez sayfayı gözden geçirip eski bilgi kalmadığından emin olmak iyi bir alışkanlıktır.
Son söz
Dijital kartvizit sitesi, doğru kurulduğunda küçük ama güçlü bir araçtır: sizi tanıyan ya da duyan kişiye kim olduğunuzu, ne yaptığınızı ve nasıl ulaşacağını bir bakışta gösterir. Hangi yapının size uyduğunu birlikte netleştirmek isterseniz web sitesi yaptırma sayfamdan bana yazabilirsiniz.