Bir işletme sahibi olarak muhtemelen şu cümleleri duydunuz: "Artık herkesin bir uygulaması var", "Müşterileriniz telefonda, siz de telefonda olmalısınız." Belki bir yazılım firması size uygulama teklifi gönderdi, belki rakibiniz uygulama çıkardı ve içinizde bir tedirginlik oluştu. Şimdi de "mobil uygulama mı web sitesi mi yaptırmalıyım?" diye arıyorsunuz. Doğru soruyu soruyorsunuz, çünkü yanlış sırayla verilen bu karar hem para hem zaman kaybettirir. Ben Ümit Kırkoç, İstanbul'da tek başıma çalışan bir web tasarımcı ve SEO danışmanıyım. Bu yazıda iki seçeneği jargonsuz karşılaştıracağım, hangi durumda hangisinin mantıklı olduğunu açıklayacağım ve çoğu işletme için neden önce iyi bir web sitesi yaptırmanın doğru başlangıç olduğunu anlatacağım. Baştan dürüst olayım: ben web siteleri yapıyorum, telefona indirilen uygulama geliştirmek ayrı bir uzmanlık ve onu yapmıyorum. Bu yüzden bir satış yapmaya çalışmıyorum; karar vermenize yardım etmeye çalışıyorum.
Önce iki terimi sadeleştireyim. Web sitesi, telefonun ya da bilgisayarın tarayıcısına bir adres yazarak veya Google'da arama yaparak açılan sayfalar bütünüdür. Mobil uygulama ise App Store ya da Google Play'den indirip telefona kurduğunuz ve ekranda kendi simgesi olan programdır. Bu iki şey aynı işi yapıyormuş gibi görünse de müşteriyle ilk karşılaşma anında çok farklı davranırlar.
Müşteri sizi gerçekte nasıl buluyor?
Bu kararın en önemli sorusu şudur: Henüz sizi tanımayan biri sizi nasıl bulacak? Bir kişi "Kadıköy'de kombi servisi", "ofis temizlik firması" ya da "düğün fotoğrafçısı" ihtiyacı olduğunda ilk olarak Google'a yazar. Sonuçlardan birine tıklar ve sayfa saniyeler içinde açılır. Bu kişi sizin uygulamanızı indirmez, çünkü sizi henüz tanımıyor; hatta var olduğunuzdan bile haberi yok.
Uygulamalar ise zaten sizi tanıyan, sizden defalarca alışveriş yapacak olan kişiler için anlamlıdır. Yani web sitesi yeni müşteri bulmaya, uygulama mevcut müşteriyi elde tutmaya yarar. İşletmelerin çoğunun ilk sorunu ikincisi değil, birincisidir: yeterince yeni kişi onları görmüyor.
Yukarıdaki karşılaştırma bu farkı özetliyor: web sitesi arama sonuçlarında bulunur ve bir bağlantıyla paylaşılır, uygulama ise önce mağazada bulunmak ve indirilmek zorundadır. Aradaki bu ek adım, sıradan bir işletme için çoğu zaman aşılması zor bir engeldir.
Uygulama mağazasında da bir arama var, ama farklı
Akla gelen bir itiraz şudur: "Uygulama mağazalarında da arama yapılıyor, orada bulunabilirim." Doğru, ama mağazada arayan kişi genellikle zaten bir marka ya da uygulama türü arıyordur: "yemek siparişi", "banka" gibi. Yerel bir hizmeti, örneğin mahalledeki bir tamirciyi ya da bir diş kliniğini mağazada arayan neredeyse yoktur. Mağazada görünmek, binlerce uygulama arasında sıyrılmak demektir ve bu da ciddi bir reklam bütçesi gerektirir.
Aynı aramada ikisi nasıl görünür?
Arama sonuçlarına bakalım. Bir kişi Google'da ihtiyacını yazdığında sonuç listesinde web sitelerinin sayfalarını görür. Uygulamalar bu listede sayfa gibi çıkmaz; en fazla "uygulamayı indir" şeklinde bir öneri belirir.
Görselde varsayımsal bir arama var: ilçeyi ve hizmeti net yazan bir web sayfası sonuçta öne çıkıyor. Bunun sebebi basit: Google, içeriği okuyabildiği sayfaları sıralar. Uygulamanın içindeki ekranlar çoğu zaman bu şekilde taranamaz. Bu da bir uygulamanın "bulunma" gücünün web sitesine kıyasla çok sınırlı olduğu anlamına gelir.
Yapay zekâ araçları için de benzer bir durum geçerli. ChatGPT gibi araçlar bir soruya cevap verirken kaynak olarak genellikle açık web sayfalarına bakar. Sitenizde net ve doğru bilgi varsa bu cevaplarda adınızın geçme şansı olur; uygulamanın içinde duran bilgi bu açıdan görünmezdir. Bunu bir garanti olarak söylemiyorum, yalnızca web sitesinin buna açık bir kapı olduğunu belirtiyorum.
Karar ağacı: hangi sorulara cevap vermelisiniz?
Karar vermeden önce kendinize birkaç soru sormanızı öneriyorum. En kritik olanı şudur: Müşterileriniz sizden tekrar tekrar, hatta sık sık hizmet alıyor mu? Bir restoran, bir spor salonu ya da bir market, her hafta aynı kişiyle karşılaşabilir. Bir avukat, bir mimar ya da bir halı yıkama firması ise aynı kişiyle yılda bir kez bile karşılaşmayabilir.
Görseldeki akışı kendi işinize uyarlayın. Müşteriniz sık dönmüyorsa, yani siz "bir kez bulunup bir kez seçilen" bir işletmeyseniz, uygulama büyük ihtimalle gereksizdir. Sık dönüyorsa, bu müşteriye uygulamanın sağlayacağı özel bir kolaylık da olmalı: randevu takibi, sadakat puanı, sipariş geçmişi gibi.
Uygulama gerçekten işe yarayan durumlar
Uygulamanın anlamlı olduğu işletmeleri sıralayayım. Sık tekrar eden sipariş ya da rezervasyon varsa, müşteri her seferinde aynı bilgileri girmek zorunda kalıyorsa, telefonun kamerası, konumu ya da bildirimleri işin özünde yer alıyorsa, ya da çalışanlarınız saha içinde özel bir araç kullanacaksa uygulama düşünülebilir. Örneğin bir kurye ağı, bir araç paylaşım hizmeti ya da çok şubeli bir kafenin sadakat programı bu gruba girer.
Uygulamanın gereksiz olduğu durumlar
Buna karşılık yerel hizmet veren çoğu işletme, yani klinik, avukatlık bürosu, tesisatçı, güzellik salonu, dershane, mobilya atölyesi, emlak ofisi, danışmanlık firması gibi işletmeler için uygulama ilk adım değildir. Bu işletmelerde müşteri "bir şey öğrenmek, fiyat sormak, adres bulmak ya da randevu almak" ister. Bunların hepsi bir web sitesinde, indirme zorunluluğu olmadan yapılabilir.
Örnek senaryo 1: Bir güzellik salonu uygulama yaptırmak istiyor
Tamamen varsayımsal bir örnek vereyim. Küçük bir güzellik salonunun sahibi, rakip bir salonun uygulaması olduğunu görüyor ve kendisi de bir uygulama yaptırmak istiyor. Salonun bir web sitesi yok, yalnızca bir sosyal medya hesabı var.
Burada sorulması gereken şey, yeni bir müşterinin bu salonu nasıl bulacağıdır. Çoğu kişi "Kadıköy kuaför" ya da "kaş laminasyonu" gibi bir şey aratır. Salonun bir web sayfası yoksa bu aramalarda hiç görünmez. Uygulama yapılsa bile onu kimse indirmez, çünkü salon henüz hiç tanınmıyor.
Daha mantıklı yol şudur: önce hizmetleri, çalışma saatlerini, adresi, fotoğrafları ve randevu butonunu içeren sade bir web sitesi kurmak. Müşteri geldikçe ve sadık bir kitle oluştukça, tekrar eden randevular için ne gerektiği gözlemlenebilir. Belki bir randevu hatırlatma mesajı, uygulamanın yapacağı işin büyük kısmını zaten karşılar.
Yukarıdaki huni bu mantığı gösteriyor: en üstte sizi arayan çok sayıda kişi var, aşağı indikçe daralıyor. Uygulama, bu hunide en alt kısma yakın bir araçtır; en üst kısımda ise yalnızca web sitesi işe yarar. Üst kısmı boş bırakıp alt kısma yatırım yapmak, boş bir mağazaya kasa yerleştirmek gibidir.
Neden uygulama yaptırmak çoğu zaman beklenenden zor?
Uygulamanın yalnızca bir kez yapılıp bitirilen bir iş olmadığını bilmenizi isterim. Telefonlar ve işletim sistemleri düzenli olarak güncellenir. Uygulamanın bu güncellemelere uyması gerekir, aksi halde bazı telefonlarda çalışmayabilir. Ayrıca iki ayrı dünya vardır: iPhone ve Android. Her ikisinde de çalışan bir uygulama, çoğu zaman ya iki ayrı geliştirme ya da bunu tek seferde yapmaya çalışan özel bir yöntem demektir. Mağazaların kendi inceleme kuralları ve onay süreçleri de vardır; uygulamanız reddedilebilir ve düzeltme istenebilir.
Bir de bakım meselesi var. Uygulamada küçük bir değişiklik yapmak istediğinizde, örneğin bir fiyatı ya da bir fotoğrafı güncellemek istediğinizde bile bu çoğu zaman bir geliştiriciye ihtiyaç duyar. Web sitesinde ise birçok değişikliği yönetim panelinden kendiniz yapabilirsiniz.
Kullanıcı tarafı: indirmek bir bahanedir
Müşterinin bakış açısından düşünün. Telefonunda zaten pek çok uygulama var ve bellek sınırlı. Kaç farklı küçük işletme için uygulama indirmek ister? Genellikle çok azı için. Hatta bir uygulamayı indirip bir kez açtıktan sonra unutmak çok yaygındır. Bu yüzden "Müşteriler benim uygulamamı indirir" varsayımı, işletmelerin düştüğü en yaygın tuzaklardandır.
Örnek senaryo 2: Çok şubeli bir kafe
İkinci örnek de varsayımsaldır. Birkaç şubesi olan bir kafe zinciri düşünün. Müşteriler haftada birkaç kez geliyor, kahve alıyor ve sadakat puanı toplamak istiyor. Sipariş vermeden önce sıra beklemeyi de sevmiyorlar.
Burada uygulama gerçekten değer katabilir: önceden sipariş, puan takibi, şubeye özel kampanya bildirimi. Ama bu kafenin de önce bir web sitesine ihtiyacı vardır. Çünkü yeni biri "yakınımda kahveci" ya da "çalışılabilir kafe" diye ararsa, şubelerin adreslerini, çalışma saatlerini ve menüsünü sitede bulacaktır. Uygulama mevcut müşteriyi elde tutar, site ise yenisini getirir.
Dikkat edin, burada da cevap "ya biri ya diğeri" değil, "önce site, sonra gerekirse uygulama" şeklinde. Hangisini yapacağınız kadar hangi sırayla yapacağınız da önemlidir.
Yukarıdaki tablo, farklı ihtiyaçlar için hangi aracın uygun olduğunu bir arada gösteriyor. Tabloya bakıp kendi işinizi hangi satıra yerleştirdiğinizi düşünmenizi öneririm.
Üçüncü bir yol var: telefona uyumlu, uygulama gibi çalışan site
Çoğu işletme için iki seçenek sanıldığı kadar keskin değil. Modern bir web sitesi telefonda tam ekran açılabilir, hızlı yüklenebilir ve ana ekrana kısayol olarak eklenebilir. Teknik adı "ilerleyen web uygulaması"dır; yani tarayıcıda çalışan ama telefonda uygulama hissi veren bir site. Bu yöntem, mağazaya girmeden uygulamaya yakın bir deneyim sunabilir. Her işletme için gerekli değildir; ama ileride "uygulama lazım mı?" sorusunu sormadan önce denenebilecek, daha ucuz ve daha esnek bir ara basamaktır. Neyin mümkün olduğu, hangi telefonlarda nasıl davrandığı ise işin kapsamına göre değişir; bunu proje başında netleştirmek gerekir.
Önemli olan, sitenin telefonda gerçekten rahat kullanılabilmesidir. Çoğu ziyaretçi sizi telefondan açacaktır. Yazılar okunaklı değilse, butonlar küçükse ya da sayfa geç açılıyorsa, uygulama yapıp yapmamak ikinci planda kalır.
Adım adım: doğru sırayla nasıl ilerlenir?
Aşağıdaki sıra, benim çoğu işletmeye önerdiğim yol. Her işletmenin durumu farklıdır, ama bu çatı çoğu zaman iş görür.
- Müşterinizin sizi nasıl aradığını netleştirin. Hangi kelimeleri yazıyor, hangi sorulara cevap arıyor?
- Bu aramalara cevap veren sade bir web sitesi kurun: ana sayfa, hizmet sayfaları, hakkımda, iletişim.
- Telefonda deneyin. Kendi telefonunuzdan sitenizi açın ve bir yabancı gibi gezmeye çalışın.
- İletişim yollarını kolaylaştırın: tek dokunuşla arama, WhatsApp bağlantısı, randevu formu.
- Bir süre ziyaretçilerin ne yaptığını izleyin. Hangi sayfalar okunuyor, hangi soru tekrar ediyor?
- Tekrar eden müşteri ihtiyacı ortaya çıkarsa, uygulamayı ancak o zaman değerlendirin.
Görseldeki adımlar bu sırayı özetliyor. Her adımı atlamadan gitmek, "önce site, sonra uygulama" kararının neden mantıklı olduğunu somut olarak gösterir: her adımda veri toplarsınız ve bir sonraki kararı tahmin yerine gözleme dayandırırsınız.
Sık yapılan hatalar
İşletmelerin bu konuda yaptığı hataları gördükçe not ediyorum. En yaygınlarını sıralayayım.
Rakip yaptı diye yapmak. Rakibin uygulaması olması, sizin de ihtiyacınız olduğu anlamına gelmez. Rakibin müşteri yapısı, bütçesi ya da hedefi farklı olabilir. Üstelik uygulamanın gerçekten kullanılıp kullanılmadığını dışarıdan bilemezsiniz.
Web sitesini atlayıp doğrudan uygulamaya geçmek. Bu, hunideki üst kısmı boş bırakmaktır. Yeni müşteri bulma sorunu çözülmeden, uygulamayı kimse indirmez.
Siteyi telefona uyumsuz bırakmak. Masaüstünde güzel görünen ama telefonda yamuk açılan bir site, uygulama yaptırmaktan önce çözülmesi gereken bir sorundur.
Bakım maliyetini hesaba katmamak. Uygulama bir kez yapılıp bırakılamaz. İşletim sistemi güncellemeleri, hata düzeltmeleri ve mağaza kuralları sürekli ilgi ister.
Her şeyi tek seferde istemek. Önce küçük bir sürümle başlayıp gerçek kullanıma göre genişletmek, baştan kapsamlı bir yapıyı hayal etmekten genellikle daha az risklidir.
Sosyal medyayı site yerine koymak. Sosyal medya hesabı değerli bir tamamlayıcıdır, ama Google aramalarında görünürlük ve güven için kendi sitenizin yerini tutmaz. Üstelik o hesaptaki içeriğin kontrolü sizde değildir.
Yukarıdaki liste bu hataları kısaca toplar. Kendi durumunuzda hangilerine yakın olduğunuzu işaretleyin; bu, uzmanla yapacağınız görüşmeyi de verimli kılar.
İyi bir işletme sitesi neyi içermeli?
Uygulama yerine yatırım yapılan sitenin nasıl görünmesi gerektiğini de anlatayım. Amaç süslü bir vitrin değil, müşterinin sorusuna hızlıca cevap veren bir yapıdır. Ana sayfada kim olduğunuzu ve ne yaptığınızı birkaç saniyede anlatmalısınız. Her hizmetin kendi sayfası olmalı ki o hizmeti arayan kişi doğrudan oraya gelsin. Referanslar ya da çalışma örnekleri güven verir. İletişim bilgisi her sayfadan ulaşılabilir olmalı, telefon numarasına dokunulunca arama başlamalı. Sık sorulan sorular bölümü hem müşterinin tereddüdünü azaltır hem de arama motorlarına ve yapay zekâ araçlarına net cevaplar sunar.
Örnek sayfa düzenine bakarsanız her bölümün bir müşteri sorusuna karşılık geldiğini görürsünüz. Böyle bir yapı telefonda da rahat okunur; bölümler alt alta dizilir ve parmakla kaydırmak yeterlidir.
Hız ve sadelik
Telefonda sayfanın açılma hızı önemlidir. Büyük, optimize edilmemiş fotoğraflar ve gereksiz eklentiler siteyi yavaşlatır. Sadelik burada gerçek bir avantajdır: az öğeyle hızlı açılan, net bir sayfa hem müşteriyi hem arama motorunu memnun eder. Hangi sayfanın ne kadar hızlı açıldığını ücretsiz araçlarla ölçebilirsiniz; teknik ayrıntıya girmeden, yavaş olduğunu hissediyorsanız muhtemelen gerçekten yavaştır.
Kendiniz ne yapabilirsiniz, ne zaman uzman gerekir?
Karar verme aşamasında kendi başınıza yapabileceğiniz çok şey var. Müşterilerinize sorun: bir uygulamayı indirir miydiniz, yoksa Google'da arayıp siteye mi girerdiniz? Kendi telefonunuzda, sektörünüzdeki rakiplerin sitelerini ve varsa uygulamalarını gezin; hangisinin daha kolay olduğunu not edin. Google'da kendi hizmetinizi müşteri gibi aratın ve ilk sayfada kimlerin çıktığına bakın. Mevcut siteniz varsa, telefondan açıp gerçekten kullanılabilir olup olmadığını deneyin. Bu denemeler size ücretsiz ve değerli bilgi verir.
Bir uzmana ihtiyaç duyduğunuz noktalar ise genellikle şunlardır: sitenin sıfırdan planlanması, sayfaların müşteri aramalarına göre kurgulanması, telefon hızının ve uyumunun düzeltilmesi, arama motorlarında görünürlük ve yapay zekâ cevaplarında yer alma çalışması. Uygulama tarafında ise gerçekten gerekli olduğuna karar verdiyseniz, bu işi yapan bir yazılım ekibiyle ve net bir kapsamla çalışmanız gerekir. Orada da bağımsız bir görüş almak, teklifi olduğu gibi kabul etmekten iyidir.
Kontrol listesindeki maddelere "evet" ya da "hayır" diye cevap vermek, bir uzmanla konuşmadan önce bile fikrinizi netleştirir. Çoğu zaman cevaplar kendiliğinden sizi ilk adıma, yani siteye yönlendirir.
Maliyeti neyin belirlediği
Rakam vermeyeceğim, çünkü iki iş de kapsama göre çok değişir. Ama neye göre değiştiğini anlatabilirim.
Web sitesinde maliyeti belirleyen unsurlar şunlardır: kaç sayfa olacağı, tasarımın hazır bir düzenden mi yoksa size özel mi hazırlanacağı, yazıların ve fotoğrafların kim tarafından üretileceği, kaç dilde yayın yapılacağı, randevu ya da ödeme gibi ek işlevlerin olup olmadığı, arama motoru çalışmasının işin içinde olup olmadığı ve sonrasında bakım ile güncelleme ihtiyacı.
Mobil uygulamada bunlara ek olarak şunlar da eklenir: iPhone, Android ya da ikisi birden olması, kullanıcı hesapları ve giriş sistemi, arka planda çalışan bir sunucu, bildirim sistemi, ödeme entegrasyonu, mağaza hesap ve onay süreçleri, düzenli güncellemeler ve test çalışması. Bu kalemlerin çoğu web sitesinde ya hiç yoktur ya da çok daha hafiftir. O yüzden iki seçenek arasındaki fark genellikle büyüktür ve süreklidir; yalnızca ilk yapım değil, devam eden bakım da hesaba girer.
Teklif alırken kapsamı yazılı isteyin. "Neler dahil, neler dahil değil, değişiklik ve bakım nasıl işliyor" sorularına net cevap alamıyorsanız, teklifi karşılaştırmak zorlaşır.
Son görsel, bir projenin tipik aşamalarını gösteriyor. Uygulamada test ve mağaza onayı aşamaları ek süre getirir; sitede ise yayın daha doğrudandır. Sürelerin kesin olarak ne kadar olacağı kapsama bağlıdır, bu yüzden size ancak ihtiyacınızı dinledikten sonra gerçekçi bir takvim verebilirim.
Benimle çalışma şekli
Ben tek kişilik bir yapıyla çalışıyorum; yani sizinle konuşan kişi işi yapan kişidir. Süreç genellikle şöyle işler: önce işinizi, müşterinizi ve hedefinizi dinlerim. Sonra size ne yapılması gerektiğini, neyin şimdilik gerekmediğini açıkça söylerim. Bir uygulamaya ihtiyacınız olmadığını düşünüyorsam bunu söylerim; gerekli olduğunu düşünüyorsam da bunun için neyin hazırlanması gerektiğini anlatırım. Sitenizi sizin müşterinizin aradığı kelimelere göre planlar, telefonda hızlı açılacak şekilde yapar ve yayına aldıktan sonra da ihtiyaç duyduğunuz yerde yanınızda olurum. Hiçbir sıra ya da sonuç garantisi vermem; ama yaptığım işin neden yapıldığını her aşamada açıklarım.
Sıkça Sorulan Sorular
Küçük bir işletmeyim, mobil uygulama yaptırmam gerekir mi?
Çoğu küçük işletme için ilk adım uygulama değildir. Müşterileriniz sizi Google'da arıyor ve çoğunlukla bir kez hizmet alıyorsa, iyi bir web sitesi yeterlidir ve çok daha mantıklı bir başlangıçtır. Uygulamayı ancak müşterileriniz sık sık geri geliyorsa ve uygulama onlara belirgin bir kolaylık sağlıyorsa düşünün.
Web sitesi telefonda uygulama kadar iyi çalışır mı?
Çoğu iş için evet. Telefona uyumlu hazırlanmış bir site hızlı açılır, tek dokunuşla aranabilir ve kolay gezilir. Kamera, gelişmiş bildirimler ya da çevrimdışı çalışma gibi bazı özel işlevlerde uygulama avantajlıdır; ama sıradan bir işletme bu işlevlere nadiren ihtiyaç duyar.
Uygulamam olursa Google'da daha çok görünür müyüm?
Hayır, bu beklenti yaygın bir yanlış anlaşılmadır. Google'da görünürlüğü büyük ölçüde web sayfaları belirler. Uygulamanın kendisi arama sonuçlarında bir web sayfası gibi sıralanmaz. Aramada görünmek istiyorsanız müşterinizin aradığı kelimelere göre hazırlanmış sayfalara ihtiyacınız var.
Hem site hem uygulama olması mümkün mü?
Elbette, birçok büyük işletme ikisini birlikte kullanır. Ama sıralama önemlidir: önce site müşteri getirir, uygulama sonra bu müşteriyi elde tutmaya yardım eder. İkisini aynı anda ve acele ile yapmak genellikle bütçeyi gereksiz yere zorlar.
Uygulama mı web sitesi mi daha pahalı?
Rakam vermeden söyleyeyim: uygulama genellikle daha kapsamlı bir iştir ve hem yapımı hem sürekli bakımı daha fazla emek gerektirir. Ama her iki durumda da kapsam belirleyicidir. Sayfa sayısı, işlevler, dil sayısı ve bakım ihtiyacı fiyatı değiştirir. Net bir bilgi için ihtiyacınızı konuşmak gerekir.
Sosyal medya hesabım var, site yine de gerekli mi?
Sosyal medya güçlü bir tamamlayıcıdır, ama Google aramasında görünürlük ve güven için kendi siteniz çok daha sağlam bir temeldir. Sosyal medya platformlarının kuralları ve görünürlük düzenleri değişebilir; kendi sitenizin kontrolü ise sizdedir.
Sitem yapıldıktan sonra uygulama kararını nasıl vereceğim?
Siteyi bir süre kullandıktan sonra ziyaretçilerin ne yaptığına bakın. Aynı kişiler tekrar tekrar geliyor mu, aynı işlemleri yineliyor mu, sizden uygulama isteyen müşteri çıkıyor mu? Bu sinyaller yoksa, uygulama için acele etmeye gerek yok. Varsa, gerçek bir ihtiyaca dayanan bir uygulama kararı vermiş olursunuz.
Mobil uygulama teklifi aldım, nasıl değerlendirmeliyim?
Teklifte kapsamın yazılı olup olmadığına, iPhone ve Android'in ayrı mı ortak mı yapılacağına, yayın sonrası bakımın dahil olup olmadığına ve mağaza onay sürecinin kimin sorumluluğunda olduğuna bakın. Emin olamıyorsanız, kararı vermeden önce bağımsız bir görüş almanız yerinde olur.
Kendi işletmeniz için hangisinin doğru olduğunu birlikte netleştirmek isterseniz, web sitesi yaptırma hizmetim sayfasından bana yazabilirsiniz; ihtiyacınızı dinleyip size dürüstçe önce neyin gerektiğini söylerim.