Ürünlerinizi kendi sitenizde satmak istiyorsunuz; tanıtım sayfalarınız, blog yazılarınız ve mağazanız aynı çatı altında dursun, müşteri size ait bir adreste alışveriş yapsın. İşte bu noktada karşınıza sık sık WooCommerce çıkıyor. Peki bu seçim sizin için doğru mu, teklif gelince neye bakmalısınız ve site yayına girdikten sonra işleri kim yürütecek? Ben İstanbul'da tek başıma çalışan bir web tasarımcıyım; bu yazıda WooCommerce site yaptırma kararını hiçbir şeyi süslemeden anlatacağım. Sitenizin tamamını nasıl kurduğumu görmek isterseniz web sitesi yaptırma hizmetim sayfasında kapsamı bulabilirsiniz.
WooCommerce nedir, işletme sahibi için ne anlama gelir?
WooCommerce, WordPress adı verilen yaygın site yönetim sistemine eklenen bir mağaza bölümüdür. Teknik terimi bir kenara bırakırsak şu demektir: sitenizin içine ürün, sepet, ödeme ve sipariş takibi kuruyorsunuz. Mağaza, sitenizin ayrı bir odası değil; sitenizin kendisi oluyor. Ana sayfanızda markanızı anlatabilir, blogda müşterinin sorularını yanıtlayabilir, aynı yerde ürün satabilirsiniz.
Bunun karşısında "kiralık mağaza" dediğim bir yol var. Aylık bedel karşılığı hazır bir platformda mağaza açarsınız; altyapı, güvenlik ve güncelleme platforma aittir. Hangisinin daha iyi olduğunu söylemek mümkün değil, çünkü iş modelinize göre cevap değişiyor. Bir de şunu baştan söyleyeyim: WooCommerce'in kendisi ücretsiz bir yazılım olarak dağıtılır, ama bir mağazayı çalışır, güvenli ve satış yapan hale getirmek emek ister. "Yazılım bedava, o hâlde site de ucuzdur" düşüncesi en sık düştüğüm yanılgılardan biri.
Kendi sitenizde mağazanın artıları
İlk artı mülkiyet. Sitenizin tasarımı, içeriği ve müşteri verisi sizin kontrolünüzde durur. Bir platformun kural değiştirmesi, kapanması ya da kullanım koşullarını sertleştirmesi karşısında tamamen çaresiz kalmazsınız.
İkinci artı tasarım özgürlüğü. Ürünleriniz standart bir kalıba sığmıyorsa; örneğin kişiye özel baskı, ölçüye göre sipariş ya da randevulu teslimat gibi bir akışınız varsa, kendi sitenizde bunu müşterinin anlayacağı şekilde kurmak daha kolaydır. Mağazanın görünümünü markanıza göre şekillendirebilirsiniz.
Üçüncü artı içerikle birlikte büyümek. Aramalarda yalnızca ürün adıyla değil, "hangisini seçmeliyim", "nasıl bakım yapılır" gibi sorularla da görünmek istiyorsanız, blog ve rehber sayfalarını mağazayla aynı sitede tutmak işinize yarar. Ziyaretçi bir yazıyı okur, aynı sayfadan ilgili ürüne geçer.
Dördüncü artı sürekli platform kirasının olmaması. Burada dikkat: kira çıkmıyor diye maliyet sıfırlanmıyor. Barındırma (sitenizin durduğu sunucu), alan adı, bazı eklentilerin yıllık lisansları ve bakım emeği hâlâ var. Ama bu giderleri siz seçiyor, sıkıştırıyor ya da büyütüyorsunuz.
Eksileri ve kimsenin ilk görüşmede söylemediği şeyler
En büyük eksi sorumluluk. Kendi sitenizde mağaza işletiyorsanız, güncellemeler, güvenlik, yedekler ve hız konuları sizin ya da sizin adınıza birinin işi olur. Bir eklenti güncellemesi başka bir eklentiyle çakışabilir; sipariş formu bir sabah çalışmayabilir. Bu risk yönetilebilir, ama yok değildir.
İkinci eksi, başlangıçta daha fazla karar gerekmesi. Hazır platformda önünüze birkaç seçenek konur. WooCommerce'de ödeme yöntemi, kargo hesaplama, fatura süreci, ürün çeşitleri ve sayfa düzeni için tek tek seçim yaparsınız. Bu özgürlük, kararsız bir müşteri için yorucu olabilir.
Üçüncü eksi, hız konusunda disiplin gerektirmesi. Çok eklenti, ağır görsel ve zayıf barındırma mağazayı yavaşlatır. Telefonda geç açılan bir ürün sayfasından müşteri çıkar, çıkınca da genelde geri gelmez.
Dördüncü eksi, kaç ürün satacağınıza göre gereğinden ağır olabilmesi. Birkaç ürün satan bir işletme için kapsamlı bir mağaza altyapısı, ihtiyaçtan büyük bir yatırım olabilir. Bunu aşağıda ayrıca konuşacağım.
Kime uygun, kime gerek yok?
Dürüst olmak gerekirse herkesin mağazaya ihtiyacı yok. Şu sorular işinizi kolaylaştırır: Kaç çeşit ürün satıyorsunuz? Müşteri ürünü görüp hemen sepete mi atıyor, yoksa önce size yazıp soru mu soruyor? Siparişi günde kaç kez alıyorsunuz? Stok takibi gerekiyor mu?
WooCommerce şu durumlarda mantıklı bir aday:
- Ürün sayısı düzenli artıyor ve katalog büyüyecek.
- Mağazanın, blog ve tanıtım sayfalarıyla aynı sitede olmasını istiyorsunuz.
- Standart akışa uymayan bir sipariş düzeniniz var.
- Siteye uzun vadede yatırım yapacak, bakımını planlayacaksınız.
- Verinin ve tasarımın sizde kalması sizin için önemli.
Şu durumlarda başka çözüm daha rahat olabilir:
- Satacağınız ürün sayısı çok az ve müşteri zaten sizinle yazışarak sipariş veriyor. O zaman güzel hazırlanmış bir ürün sayfası, WhatsApp butonu ve net bir sipariş formu gerçek bir mağazadan daha az yük getirir.
- Siteyle hiç uğraşmak istemiyor, güncellemeyi ve güvenliği başkasının üstlenmesini tercih ediyorsunuz. Kiralık platform burada daha huzurlu olabilir.
- Mağazayı bir ürün ya da sezon için kısa süreliğine açacaksınız.
- Sipariş sonrası süreçlerinizi (paketleme, kargo, müşteri iletişimi) henüz kuramadınız. Önce onları oturtmak, siteyi büyütmekten önce gelir.
Bu son maddeyi özellikle vurguluyorum. Mağaza siparişi getirir ama paketlemeyi, kargoya vermeyi ve iade sorusunu cevaplamayı yapmaz. Site hazır olduğunda ilk sipariş gelebilir; o gün ürünün nereden, kim tarafından, hangi kutuyla gönderileceği belli olmalı.
Müşteri ürün satın almadan önce ne yapıyor?
İnternetten alışveriş yapan kişi, mağazanıza gelmeden önce genellikle iki yoldan biriyle gelir. Birincisinde ürünü doğrudan arar: ürün adı, marka ya da ürün türü artı "fiyat", "yorum", "kargo" gibi sözcükler. İkincisinde bir sorun arar: "hediye için ne alınır", "hassas cilt için hangi ürün", "bu ürün nasıl yıkanır". Her iki yolda da son karar tek bir yerde verilir: ürün sayfası.
Ürün sayfasında müşteri şunları ister: ürünü gerçekte nasıl göründüğüyle görmek, ne işe yaradığını iki cümlede anlamak, kargo süresini ve iade koşulunu aradan çıkmadan okumak, kimden aldığını bilmek. Güven burada belirleyicidir. Hiç tanımadığı bir mağazaya kart bilgisi girmek ister mi? İşletme bilgilerinizin, iletişim yollarınızın ve iade şartlarınızın açıkça görünmesi, tasarımdan daha çok satış getirebilir.
Arama tarafında da şunu unutmayın: Ürün sayfalarınızın hepsini birbirinin kopyası gibi yazarsanız Google hangisini göstereceğini bilemez. Her ürüne kendi adı, kendi açıklaması ve gerçek fotoğrafları gerekir. Üreticinin hazır metnini aynen yapıştırmak, aynı metni kullanan yüzlerce sitenin arasında kaybolmak demektir. Bu yüzden ürün girişi "sonra bakarız" denecek bir iş değildir, kapsama dahil edilmesi gereken bir iştir.
Bir de telefon gerçeği var. Ziyaretçilerin çoğu telefondan geliyor. Sepete ekle butonu parmakla rahat basılır büyüklükte olmalı, ödeme adımları kısa olmalı, form alanları gereksiz uzamamalı. Müşteri üye olmak zorunda bırakılırsa birçoğu sepeti bırakır. "Üye olmadan devam et" seçeneği küçük görünür ama etkisi büyüktür.
Kapsam: Bir WooCommerce teklifinde neler olmalı?
Teklif aldığınızda ilk bakacağınız şey rakam olmamalı; kapsamın yazılı olup olmadığı olmalı. "E-ticaret sitesi yapılacaktır" cümlesi bir kapsam değildir. Aşağıdaki soruların yanıtları teklifte yer almalı.
Ürün sayısı ve türü. Kaç ürün, kaç kategori kurulacak? Beden ya da renk seçeneği olan ürünler, kişiye özel ürünler, dijital ürünler ayrı bir emek gerektirir. "Ürünleri siz girersiniz" ya da "ilk ürünler benden" gibi bir bölüşüm açıkça yazılmalı.
Ödeme. Müşteri nasıl ödeyecek? Kart, havale, kapıda ödeme gibi seçeneklerden hangileri sitede olacak? Ödeme kuruluşuyla başvuru ve sözleşme süreci genellikle işletmenin kendi evraklarıyla ilerler; bu kısmı kimin takip edeceği netleşmeli.
Kargo. Kargo ücreti nasıl hesaplanacak? Sabit mi, bölgeye göre mi, belli tutarın üstünde ücretsiz mi? Hangi kargo firmasıyla çalışıyorsunuz ve takip bilgisi müşteriye nasıl ulaşacak?
Fatura ve muhasebe. Faturayı nasıl kesiyorsunuz? Siteyle bağlanması gereken bir programınız var mı? Bunu muhasebecinizle önceden konuşmanızı öneririm; vergi ve fatura kuralları konusunda tavsiye vermek benim işim değil, ama sitenin sizin sürecinize uyması benim işim.
Yasal sayfalar. Mesafeli satış sözleşmesi, iade ve cayma koşulları, gizlilik ve çerez metinleri gibi sayfalar mağaza için gereklidir. Bu metinlerin içeriğini hukuki açıdan kimin hazırlayacağı (genellikle işletme, gerekirse bir hukukçu ya da hazır metin hizmetiyle) ve sitede nereye konacağı teklifte yazmalı. Ben bu metinlerin hukuki geçerliliği hakkında güvence vermem; doğru yere yerleştirilmesini ve görünür olmasını sağlarım.
Telefon uyumu ve hız. Mağazanın telefonda test edilmesi ve sayfaların hızlı açılması kapsamda mı?
Eğitim. Siteyi teslim aldıktan sonra yeni ürün eklemeyi, fiyat değiştirmeyi, siparişi görmeyi öğrenecek misiniz? Kısa bir anlatım, çoğu zaman uzun bir kılavuzdan değerli olur.
Sahiplik. Alan adı, barındırma hesabı ve yönetim paneli kimin adına kayıtlı? Bunlar sizin adınıza olmalı. Yarın benimle ya da başka biriyle yollarınız ayrılsa bile sitenizin anahtarı sizde kalmalı.
Fiyatı neyin belirlediğini rakamsız anlatayım
Burada rakam vermeyeceğim, çünkü iki mağaza aynı görünse bile arkasındaki iş çok farklı olabilir. Fiyatı belirleyen başlıca etkenler şunlar:
- Ürün sayısı ve ürünlerin çeşitliliği (basit ürün ile seçenekli ürün arasında fark var).
- Tasarımın özel mi, daha sade mi olacağı.
- Ödeme ve kargo entegrasyonlarının sayısı.
- Ürün fotoğrafı ve metin hazırlığının kimde olduğu.
- Çok dilli satış ya da farklı para birimi gibi ek istekler.
- Fatura programı gibi dış sistemlerle bağlantı.
- Yayın sonrası destek ve bakım beklentisi.
- Takvim: acele iş, planlı işten farklıdır.
Teklifler arasındaki farkın çoğu, bu kalemlerden hangisinin içeride hangisinin dışarıda olduğundan gelir. İki teklifi karşılaştırırken tutarı değil, kapsam satırlarını yan yana koyun. Ucuz görünen teklif, ürün girişini, yasal sayfaları ve eğitimi dışarıda bırakmış olabilir; pahalı görünen teklif ise bunları içeriyor olabilir.
WooCommerce uzmanı ya da firma seçerken neye bakmalı?
"WooCommerce uzmanı" dediğinizde karşınıza hem tek kişi çalışan freelance geliştiriciler hem de ajanslar çıkacak. Hangisini seçerseniz seçin şu ölçütler geçerli:
- Yapılmış mağaza örnekleri sorun. Canlı bir mağaza gösterebiliyor mu? Gösterebildiği sitenin telefonda açılma hızına kendiniz bakın.
- Soru soruyor mu? İşinizi anlamadan teklif veren biri, genelde standart paket satıyordur. İyi bir görüşme, sizin ürününüze, müşterinize ve sipariş sürecinize dair sorularla geçer.
- Kapsam yazılı mı? Yukarıdaki listeyi baz alın. Boşluk varsa sorun.
- Bakım konusunu açıyor mu? Satış sonrası konuşmak istemeyen biri, sorun çıktığında da ortada olmayabilir.
- Eklenti listesini açıklıyor mu? Hangi eklentilerin kullanılacağını, ücretli olanların lisansının kimde kalacağını bilmelisiniz.
- Garanti dili. "Satışlarınız şu kadar artar" ya da "ilk sırada çıkarsınız" diyen biri, kimsenin veremeyeceği bir söz veriyordur. Güvenmeyin.
- Teslimde ne alıyorsunuz? Yönetim paneli erişimi, yedek, kısa eğitim ve ilgili hesapların devri.
Ben tek kişi çalışıyorum; yani sizinle konuşan kişi siteyi yapan kişidir. Bunun avantajı doğrudan iletişim, dezavantajı ise başka birinin yerime geçemeyeceği gerçeğidir. Hangi yolu seçerseniz seçin bu dengeyi bilerek seçin.
Bakım kimin sorumluluğunda?
Mağaza siteleri en çok burada hayal kırıklığı yaşatır. Site yayına girdi, herkes mutlu; üç ay sonra bir güncelleme gelir, ödeme sayfası bozulur ve kimse sorumluluğu üstlenmez. Bunu önlemenin yolu, bakım işini baştan adlandırmaktır.
Bakım şunları kapsar: sistemin ve eklentilerin güncellenmesi, düzenli yedek alınması ve yedeğin gerçekten geri yüklenebildiğini bilmek, güvenlik kontrolü, hız takibi, ödeme ve sipariş akışının arada denenmesi, küçük hataların düzeltilmesi. Ürün ve fiyat güncellemesi ise genellikle işletmenin günlük işidir.
Üç seçeneğiniz var: bakımı kendiniz üstlenmek, kurulumu yapan kişiyle ayrı bir bakım anlaşması yapmak ya da başka bir uzmana vermek. Hangisi olursa olsun yazılı olmalı. Benim tarafımdan söyleyebileceğim şu: yayından sonra ilk haftalarda siteyi yakından izlerim ve sorularınız için ulaşılabilir olurum. Daha uzun süreli bir bakım düzeni gerekiyorsa bunu proje başında konuşur, kapsamını ayrıca yazıya dökeriz; konuşmadığımız bir şeyi sizin için üstlenmiş sayılmam.
Bakım yapılmazsa ne olur?
Hemen bir şey olmayabilir, tehlike de bu. Güncellenmeyen bir mağaza aylar boyunca sorunsuz çalışabilir; sonra bir açık yüzünden zararlı yazılım bulaşabilir, ödeme akışı sessizce bozulabilir, site yavaşlayıp Google'daki konumunu zayıflatabilir. Mağazada bir saatlik kesinti bile satış kaybı demek. Bu yüzden "bakımı sonra düşünürüz" derken aslında bir riski yönetimsiz bırakıyorsunuz.
Benimle çalışma süreci
İşler genelde şu sırayla ilerler. Önce tanışırız: işinizi, ürünlerinizi, müşterinizi ve siteden beklentinizi konuşuruz. Ardından kapsamı ve takvimi içeren yazılı bir teklif gönderirim. Teklif onaylanınca ana sayfa ve örnek bir iç sayfa (mağazada bu, örnek bir ürün sayfası olur) tasarımını hazırlarım. Onayınızı almadan bir sonraki adıma geçmem.
Sonra onaylanan tasarımı çalışan bir siteye dönüştürürüm; metinler, görseller ve ürünler yerleştirilir. Yayından önce siteyi telefon, tablet ve bilgisayarda test ederim, siz son kez gözden geçirirsiniz. Mağazada bu aşama, deneme siparişi verip sepetten ödeme sayfasına kadar tüm yolu denemeyi de içerir. Yayına aldıktan sonra siteyi Google'a tanıtır, ilk haftalarda yakından izlerim.
İki varsayımsal örnek
Diyelim ki el yapımı seramik üreten, atölyesinde çalışan bir kişi var. Elinde yirmi kadar ürün var, yeni modeller de ekleniyor. Müşterileri sosyal medyadan geliyor ama sipariş için hep yazışmak zorunda kalıyor, bu da gece geç saatlere sarkıyor. Bu kişi için kendi sitesinde bir mağaza anlamlı: ürünler her zaman görünür, ödeme alınır, blogda bakım ve hediye rehberleri yazılır. Burada en kritik konu fotoğraf ve ürün metni; çünkü ürünler el işi olduğu için her biri biraz farklı. Bakım için de bir sorumlu belirlemesi gerekir, çünkü atölyedeki işin yanında eklenti güncellemeleriyle uğraşmak istemeyecektir.
Diyelim ki başka bir kişi ise yılda birkaç kez, kısa süreli, kişiye özel hediye kutusu satıyor ve siparişlerin çoğunu zaten telefonda alıyor. Ona tam kapsamlı bir mağaza kurmak fazla olabilir. Net bir ürün sayfası, sipariş formu ve WhatsApp butonu hem daha ucuza hem daha az bakım yüküyle iş görür. Böyle bir durumda "mağaza kuralım" demek yerine "önce bunu deneyelim, sipariş sayısı artarsa genişletiriz" demek daha dürüst bir tavsiyedir.
Mağaza yaptırırken en sık yapılan hatalar
Bu hataların çoğu teknik değil, karar kaynaklı. İlk hata kargo ve iade koşullarını sayfanın en altında saklamak ya da hiç yazmamaktır; müşteri bu bilgiyi bulamazsa sepeti bırakır. İkinci hata, ödeme öncesinde üyelik zorunluluğu getirmektir. Üçüncüsü, siteyi yalnızca bilgisayarda denemektir; oysa siparişlerin çoğu telefondan gelebilir.
Dördüncü hata, "bir eklenti her şeyi çözer" diye yüklemeye devam etmektir. Her eklenti ek yük, ek güncelleme ve ek risk demektir. Hangi iş için hangi eklenti gerektiğini bilmek, sitenin hızını da güvenliğini de korur. Beşincisi, yedek almadan güncelleme yapmaktır: bir şey bozulursa geri dönüş yolunuz kalmaz.
Altıncı hata ürün metinlerini üreticiden kopyalamak, yedincisi ise yayın sonrası siteye bakacak kimseyi atamamaktır. Sekizinci hata en sinsi olanı: sipariş geldiğinde bildirimin gideceği e-posta adresini kimsenin takip etmemesi. Sipariş gelir, kimse görmez, müşteri bekler. Bildirimlerin doğru kişiye gittiğini ve deneme siparişiyle çalıştığını kontrol edin.
Stok konusunu da küçümsemeyin. Elinizde tek adet kalan bir ürün sitede hâlâ satılıyorsa, müşteriye "stokta yok" demek zorunda kalırsınız ve bu hem sizi hem alıcıyı üzer. Stok takibini sitede açıp açmayacağınızı, ürün tükenince ne gösterileceğini ve iade gelen ürünün stoğa nasıl döneceğini önceden konuşun. Küçük bir atölyede bu belki bir tablo ve dikkatle çözülür; çok ürünlü bir katalogda ise sitenin kendi stok ayarları gerekir. Hangisinin size uyduğunu sipariş hacminize bakarak birlikte belirleriz.
Kendiniz yapmak mı, uzmana vermek mi?
Kendiniz yapabilirsiniz; WooCommerce'i kurmak ve birkaç ürün eklemek, vakit ayıran biri için mümkündür. Bunu yapmak isteyip zamanı olan biri için ben engel olmam. Ama şu noktalarda zorlanma ihtimali artar: ödeme ve kargo ayarları, mobilde düzgün görünen bir tasarım, hız, güvenlik, arama motorları için ürün sayfalarının hazırlanması ve yasal sayfaların doğru yerleşimi.
Kendi başınıza başlayıp ihtiyaç duyduğunuz noktada destek almak da geçerli bir yol. Önemli olan, neyi kendinizin neyi uzmanın yapacağını baştan bilmektir. Satış yapmak işinizin kendisi; sitenin teknik tarafı ise başka bir uzmanlık. İkisini aynı anda yürütmeye çalışırken asıl işinizden kopuyorsanız, bu bir uzmana devretme işaretidir.
Sık sorulan sorular
WooCommerce ile Shopify arasında hangisini seçmeliyim?
Bu, işletmenize göre değişir. Shopify gibi kiralık platformlar hazır bir altyapı, kolay başlangıç ve güncellemenin platforma ait olması anlamına gelir. WooCommerce ise sitenizin içinde, size ait ve tasarım olarak daha esnek bir mağaza sunar, karşılığında bakım sorumluluğunu da getirir.
Siteyle uğraşmak istemiyorsanız ya da hızlı denemek istiyorsanız kiralık platform; içerik, blog ve mağazayı bir arada, kendi kontrolünüzde istiyorsanız WooCommerce daha uygun olabilir.
WooCommerce site yaptırmak ne kadar sürer?
Süre ürün sayısına, tasarımın özelliğine, ödeme ve kargo kurulumuna ve en önemlisi sizden gelecek içeriğe bağlıdır. Ürün fotoğrafları ve metinleri hazırsa süreç belirgin biçimde kısalır. Takvimi teklifte yazılı veririm; sürenin uzamasının en sık nedeni içeriğin geç gelmesidir.
Ürünleri ben mi gireceğim, yoksa siz mi?
Bu teklifte açıkça yazılması gereken bir konu. Seçenekler: ilk ürünleri ben girip sonrasını size öğretmem, tümünü sizin girmeniz ya da belli bir adede kadar benim girmem. Hangisini seçerseniz seçin, ürün metinleri ve fotoğrafları için sizden bilgi gerekecektir.
Yayına girdikten sonra bakım şart mı?
Mağaza için evet, bir düzen şart. Bunu ben yapabilirim, siz yapabilirsiniz ya da başka bir uzman yapabilir; ama kimin yaptığı belli olmalı. Güncellenmeyen bir mağaza, sessizce güvenlik ve çalışma sorunlarına açık hale gelir.
Ödeme ve kargo kurulumunu siz yapar mısınız?
Sitenin içinde ödeme ve kargo seçeneklerinin kurulmasını kapsamın parçası olarak konuşuruz. Ödeme kuruluşuyla yapılacak başvuru ve sözleşme ise çoğunlukla işletmenizin kendi evraklarıyla ilerler. Bu süreci kimin takip edeceğini teklifte netleştirmek gerekir.
Yasal sayfaları siz hazırlıyor musunuz?
Hukuki metinlerin içeriği için hukuki tavsiye veremem. Metinlerin sitede doğru yerde, kolay bulunur şekilde yer almasını sağlarım. İçeriğin sizin işinize uygunluğu için bir hukukçu ya da muhasebeci görüşü almanızı öneririm.
Mağazam Google'da görünür mü, sıra garantisi var mı?
Sıra garantisi vermem, kimsenin de vermemesi gerekir. Ürün sayfalarının anlaşılır olması, hızlı açılması, her ürüne özgü metin ve fotoğraf kullanılması, Google'ın siteyi doğru anlamasına yardımcı olur. Ama sonuç; rekabete, ürününüze ve zamana göre değişir.
Birkaç ürünüm var, yine de mağaza kurmalı mıyım?
Her zaman değil. Ürün sayınız az ve müşteriniz yazışarak sipariş veriyorsa, güzel bir ürün sayfası ve net bir sipariş yolu yeterli olabilir. Satış hacmi büyüdüğünde mağazaya geçersiniz; ilk günden en kapsamlı sistemi kurmak şart değil.
Sonuç: Önce kapsamı, sonra bakımı netleştirin
WooCommerce, mağazanın sitenize ait olmasını isteyen ve bunu uzun vadede sürdürmeye hazır olan işletmeler için güçlü bir seçenek. Artısı sahiplik ve esneklik, eksisi sorumluluk ve karar yükü. Teklifleri karşılaştırırken tutara değil kapsam satırlarına, bakım sorumluluğuna ve sahipliğe bakın. Kendi sitenizde mağaza kurmayı düşünüyor, ama WooCommerce'in size uyup uymadığından emin değilseniz, işinizi ve ürünlerinizi bana anlatın; dürüst bir değerlendirme yapar, gerekirse başka bir yolu önerir, yazılı bir teklifle ilerleriz. Web sitesi yaptırma hizmetim sayfasından bana ulaşabilirsiniz.