"Sitem için içerik yazdırıyorum ama ChatGPT ya da Google'ın yapay zekâ özetleri beni neden hiç anmıyor?" Bu soruyu işletme sahiplerinden sık duyuyorum. Cevap çoğu zaman şu: yazılan metin güzel okunuyor, ama yapay zekânın alıntılayabileceği bir şey söylemiyor. Yapay zekâ için içerik yazımı, klasik blog yazmaktan farklı bir iş. Bu yazıda alıntılanmaya yatkın içeriğin nasıl olduğunu, seri üretilmiş metinlerin neden sizi öne çıkarmadığını ve içerik hizmeti alırken neye bakmanız gerektiğini anlatıyorum. Bu çalışmayı GEO hizmeti kapsamında yürütüyorum.
GEO içerik nedir?
GEO, yapay zekâ araçlarının verdiği cevaplarda sitenizin kaynak olarak kullanılma ihtimalini artırmaya çalışan çalışmaların genel adı. GEO içerik ise bu amaçla yazılmış ya da yeniden düzenlenmiş sayfalar demek. Burada "yapay zekâ için yazmak" ifadesi biraz yanıltıcı: metni makineye göre değil, soruyu soran gerçek insana göre yazıyorsunuz. Fark şu ki yapay zekâ, cevabını kurarken hangi sayfanın net, güvenilir ve işe yarar olduğunu tartıyor. İçeriğinizi bu tartıdan geçecek biçimde hazırlıyorsunuz.
Şunu baştan söyleyeyim: hiçbir içerik çalışması bir aracın sizi alıntılayacağını garanti edemez. Bu sistemlerin nasıl karar verdiği dışarıdan tam olarak bilinmiyor ve zamanla değişiyor. Yapabildiğim şey, sayfalarınızı alıntılanmaya uygun hale getirip bunu düzenli olarak kontrol etmek.
Yapay zekâ hangi içeriği alıntılamaya yatkın?
Çalışmalarımda gözlemlediğim ortak özellikler şunlar. Hepsi aslında okurun da işine yarayan şeyler:
- Net tanım: Konuyu ilk paragrafta tek cümleyle açıklayan sayfa, alıntılanması en kolay sayfadır. "Tapu iptal davası nedir" diye soran birine ilk satırda anlaşılır bir tanım verirseniz, hem okur hem model aradığını bulur.
- Doğrudan cevap: Başlıkta soru varsa, hemen altında kısa bir cevap olmalı. Ayrıntıya sonra girersiniz. Üç paragraf giriş yapıp cevabı saklayan sayfa alıntıya uygun değildir.
- Uzman bilgisi: Herkesin yazdığı genel cümleler yerine, o işi yapan birinin bildiği ayrıntılar. Bir mali müşavirin "yeni kurulan şirketlerde ilk ay en sık hangi evrak eksik kalıyor" bilgisi buna örnek.
- Güncellik: Eski bir kural ya da süreç anlatan sayfa, hem okuru yanıltır hem güvenini kaybeder. Sayfada son güncelleme tarihinin görünmesi ve içeriğin düzenli gözden geçirilmesi gerekir.
- Kaynak: İddiaların bir resmi kuruma, bir kurala ya da adı belli bir kişiye dayanması. Kaynağı olmayan kesin cümleler güven vermez.
Bunlara sayfanın düzenini de eklemek gerekiyor, çünkü modelin bir sayfadan tek bir bölümü alıp kullanabilmesi için o bölümün kendi başına anlaşılır olması lazım: açık başlıklar, kısa paragraflar, gerektiğinde madde listeleri. Bu düzen metni hem okumayı kolaylaştırıyor hem de bölümlerin ayrı ayrı anlaşılmasını sağlıyor.
Yapay zekâyla seri üretilen içerik neden işe yaramıyor?
Son zamanlarda "yapay zekâyla ayda yüz yazı" gibi paketler duyuyorsunuz. Anlaşılır bir cazibesi var, ama sorun şurada: yapay zekâ araçları, sizin sektörünüz hakkında internette zaten yazılmış olanın ortalamasını üretir. Sonuçta ortaya çıkan metin, rakiplerinizin ve yüzlerce başka sitenin metnine çok benzer. Bir model cevap kurarken zaten bu ortalamayı biliyor; ona aynı şeyi bir kez daha söyleyen sayfaya ihtiyacı yok.
Seri üretimin diğer sorunları da var:
- Metni kimin yazdığı ve hangi deneyime dayandığı belli olmuyor. Özellikle hukuk, sağlık ve finans gibi alanlarda bu, güven açısından ciddi bir eksik.
- Yanlış ya da eski bilgi sızabiliyor. Bu tür bir hatayı bir müşteri fark ettiğinde, sayfanın tamamına olan güven gidiyor.
- Aynı kalıplarla yazılmış yüzlerce sayfa, sitenizin kalitesini yükseltmek yerine düşürebiliyor.
Yapay zekâ araçlarını tamamen dışlamıyorum; taslak, özet ya da düzenleme için işe yarıyorlar. Ancak içeriğin özü, yani sizin işinizi gerçekten bilen birinin söyleyeceği şey, insandan gelmeli. Bu konuya genel olarak SEO uyumlu içerik yazımı yazımda da değinmiştim.
GEO içerik hizmeti neler sunar?
Benim sunduğum çalışma genelde şu adımlardan oluşuyor:
- Mevcut sayfaların değerlendirilmesi: Hangi sayfalarınız net tanım ve doğrudan cevap içeriyor, hangileri dolaşıp duruyor, bakıyorum.
- Gerçek soruların belirlenmesi: Müşterilerinizin telefonda, formda ya da randevuda sorduğu sorular, içeriğin asıl hammaddesi.
- Yazım ya da yeniden düzenleme: Yeni sayfalar yazıyorum, mevcutları cevap odaklı biçimde yeniden kuruyorum. Uzman bilgisini sizden alıp metne ben dönüştürüyorum.
- Güncelleme planı: Hangi sayfanın ne sıklıkla gözden geçirileceğini birlikte belirliyoruz.
- Kontrol: Belirli sorularda yapay zekâ araçlarının ne cevap verdiğini zaman içinde izliyorum. Bunun nasıl yapıldığını yapay zekâ işletmenizi öneriyor mu yazısında anlattım.
Ücret; sayfa sayısına, konunun ne kadar uzmanlık gerektirdiğine ve sizden alınacak bilginin ne kadar zaman aldığına göre değişiyor. Bu yüzden sabit bir paket yerine önce ihtiyacı görmek gerekiyor.
İçerik hizmeti alırken nelere bakmalısınız?
Teklif alırken şu sorular sizi koruyacaktır:
- Metni kim yazacak ve bilgiyi nereden alacak? "Yapay zekâ yazıyor, biz düzenliyoruz" cevabı sizi düşündürmeli.
- Benim işimi tanıyan biriyle konuşacak mı? Sizinle konuşmadan yazılan içerik genel kalır.
- Kaç yazı yerine hangi sorular? Adetle övünen bir teklif yerine, hangi müşteri sorusuna cevap verileceğini söyleyen bir teklif arayın.
- Güncelleme dahil mi? Yazılıp bırakılan içerik zamanla eskir.
- Garanti veriyor mu? Bir araçta görünmeyi garanti eden biri, bunu kontrol edemeyeceği bir şeyi vaat ediyor demektir.
Bir hukuk bürosu örneği: bilgi var, ama cevap yok
Bir avukat, internet sitesinde onlarca yazısı olduğunu ama yapay zekâ araçlarında hiç anılmadığını söyleyerek bana geldi. Yazılara baktığımda sorunun bilgi eksikliği olmadığını gördüm. Avukat işini çok iyi biliyordu, ama yazılar genel hukuk dersi gibiydi ve okurun asıl sorusuna sayfanın sonlarında, dolanarak geliyordu.
Önce en çok telefon alan üç konuyu belirledik: müşterilerin ilk görüşmede en sık sorduğu şeyler. Her biri için sayfanın başına iki üç cümlelik sade bir cevap koyduk. Ardından sürecin nasıl işlediğini, hangi belgelerin gerektiğini ve hangi durumlarda bir avukata gitmenin şart olduğunu ayrı başlıklarda topladık.
Burada dikkat ettiğimiz bir sınır vardı: kesin sonuç vaat eden cümleleri çıkardık. "Davayı kazanırsınız" gibi ifadeler hem meslek kuralları açısından riskliydi hem de güven vermiyordu. Yayımlamadan önce avukat metinleri kendi meslek kurallarına göre kontrol etti.
Sonuç ölçülü: birkaç hafta sonra bu sorularda araçlar bazen büronun sayfasını kaynak olarak göstermeye başladı, bazen göstermedi. Garanti verilecek bir tablo değil, ama sayfalar artık hem okur hem de araçlar için daha anlaşılırdı.
Bir butik otel örneği: herkesin yazdığı cümleler
İkinci örnek, küçük bir butik otel. Sitedeki metinler "eşsiz konfor, unutulmaz bir tatil" gibi her otelde bulunabilecek cümlelerden oluşuyordu. Otelin sahibi, misafirlerin sorduğu somut şeyleri hiç yazmamıştı: havalimanından nasıl gelinir, kışın açık mı, çocuklu aileler için hangi oda uygun, evcil hayvan kabul ediliyor mu?
Sahibiyle bir saat konuştum ve resepsiyona gelen soruları sıraladık. Bu soruların her birini kısa, net cevaplarla sayfaya taşıdık. Genel övgü cümlelerini azalttık, yerine gerçek ayrıntı koyduk: odaların yönü, kahvaltının ne zaman bittiği, en yakın sahile kaç dakikada yürüneceği gibi.
Bir yapay zekâ aracı "çocukla gidilecek sakin bir otel" diye aranırken genel bir reklam metnini değil, bu somut bilgileri kullanabilir. Yine de hiçbir aracın oteli öneceğini garanti edemem. Elimde olan, bilginin doğru, güncel ve kolay bulunur durumda olması.
Müşterileriniz yapay zekâya ne soruyor?
İçerik planı yaparken sorunun biçimine bakmak işi kolaylaştırıyor. İnsanlar yapay zekâ araçlarına genelde birkaç tipte soru soruyor ve her tipin sayfada ayrı bir karşılığı olması gerekiyor.
- Tanım soruları: "X nedir?" Cevap, sayfanın ilk paragrafında olmalı.
- Süreç soruları: "X nasıl yapılır, ne kadar sürer?" Adım adım, sade bir anlatım ister.
- Karşılaştırma soruları: "A mı B mi?" Kimin için hangisinin uygun olduğunu dürüstçe söyleyen sayfa öne çıkar.
- Karar soruları: "Ne zaman uzmana gitmeliyim?" Burada abartısız, net bir sınır çizmek güven verir.
- Maliyet soruları: "Ne kadar tutar?" Rakam veremiyorsanız bile, fiyatı neyin belirlediğini anlatmak okuru tatmin eder.
Bir sayfada bu beş tipten ikisini ya da üçünü doğru yerleştirmek, çoğu zaman uzun bir metinden daha işe yarar.
Adım adım: bu iş nasıl ilerler?
Benimle çalışırsanız ya da kendiniz yapacaksanız, sıra büyük ölçüde aynı. Farkı, her adımı kimin üstlendiği belirliyor.
1. Hangi sayfalar önemli?
Tüm siteyi yeniden yazmak gerekmiyor. İlk iş, işinize para getiren ya da en çok soru alan sayfaları seçmek. Genellikle hizmet sayfalarınız ve en çok aranan birkaç soru bu listeyi oluşturuyor.
2. Müşteri sorularını toplamak
Telefon kayıtlarınız, WhatsApp yazışmalarınız, e-postalarınız ve randevu notlarınız en değerli kaynak. Aynı soruyu üç kez duyduysanız, o soru bir sayfayı hak ediyor.
3. Bilgiyi sizden almak
Burada ben size sorular soruyorum, siz anlatıyorsunuz. Uzmanlığı olan sizsiniz; ben onu okunur ve düzenli bir metne çeviriyorum. Yazdığım her bilgiyi, yayımlamadan önce sizin onayınızdan geçiriyorum.
4. Yazmak ya da yeniden kurmak
Sayfanın başına tanım ve kısa cevap geliyor, ardından ayrıntılar, süreç ve sık sorulan sorular. Paragraflar kısa tutuluyor ki hem okur hem model bölümleri ayrı ayrı anlayabilsin.
5. Yayımlamak ve izlemek
Sayfa yayımlandıktan sonra belirlediğimiz sorularda araçların ne cevap verdiğini zaman içinde kontrol ediyorum. Neyin işe yaradığını görmeden yeni sayfa eklemek yerine, önce mevcut olanı iyileştirmek çoğu zaman daha verimli.
Eski bir sayfayı yeniden kurmak: önce ve sonra
Elinizdeki sayfayı atıp sıfırdan başlamak şart değil. Çoğu zaman bilgi zaten orada, yalnızca yanlış yerde duruyor. Hayali ama tipik bir hizmet sayfasını düşünün: ilk üç paragraf şirketin tarihçesini anlatıyor, hizmetin ne olduğu dördüncü paragrafta geçiyor, süreç ve sık sorulan sorular ise hiç yok.
Yeniden kurulmuş halinde sayfa şöyle başlıyor: hizmetin tek cümlelik tanımı, kimin için uygun olduğu, nasıl işlediği. Ardından kısa bir süreç anlatımı, ücreti belirleyen etkenler ve gerçek müşteri sorularından oluşan bir soru bölümü geliyor. Şirket tarihçesi ise sayfanın sonuna ya da ayrı bir "hakkımızda" sayfasına gidiyor.
Metnin büyük kısmı aynı kalıyor; değişen sıra ve netlik. Bu yüzden yeniden düzenleme, sıfırdan yazmaktan hem daha hızlı hem de sizin sesinizi daha iyi koruyan bir yol.
Yayımlamadan önce kontrol listesi
Bir sayfayı yayımlamadan önce şu soruları kendinize sorun. Hepsine "evet" diyebiliyorsanız sayfa büyük olasılıkla sağlam bir temelde.
Listeyi biraz açayım. Sayfanın ilk paragrafı konuyu bilmeyen birine bile ne anlatıldığını söylüyor mu? Başlıktaki soruya birkaç cümlede cevap veriliyor mu? Bilgiyi yazan kişi ve onun bu konudaki deneyimi görünüyor mu? Tarih, kural ya da fiyat politikası gibi değişebilen bilgiler güncel mi ve sayfada bir güncelleme tarihi var mı? Son olarak, sayfayı hiçbir şey bilmeyen bir akrabanıza gösterseniz ne istediğinizi anlar mı?
Bu listeyi sayfa yayımlandıktan sonra da altı ayda bir tekrar kullanabilirsiniz. Süreci ve fiyatlar gibi sık değişen ayrıntıları en çok eskiyen kısımlar olarak işaretlemek faydalı oluyor.
İçerik yayımlandıktan sonra nasıl takip edilir?
İçeriği yazıp bırakmak, işin yarısı. Diğer yarısı, değişikliğin bir etkisi olup olmadığını dürüstçe görmek. Bunun için karmaşık araçlara şart değil; düzenli ve tutarlı bir kontrol yeterli.
Önce müşterilerinizin sorabileceği on kadar soru seçin ve bunları bir listeye yazın. Ardından ayda bir, aynı soruları farklı yapay zekâ araçlarında sorun ve sonuçları not edin: sizi anan oldu mu, rakipler mi anıldı, verilen bilgi doğru mu? Yanlış bir bilgi görürseniz, o konudaki sayfanızın yeterince net olup olmadığına bakın.
Önemli bir uyarı: araçların cevapları kişiden kişiye ve günden güne değişebiliyor. Tek bir denemeye bakıp sevinmeyin ya da üzülmeyin. Bir eğilim görmek için birkaç ay boyunca aynı sorulara bakmak gerekir. Bu kontrolü ben de çalışmalarımın bir parçası olarak yapıyorum ve neyin değiştiğini size sade bir dille anlatıyorum.
Ziyaretçi sayınızdaki ve telefon ya da form yoluyla gelen taleplerdeki değişime de bakın. Yapay zekâda anılmak güzel, ama nihai ölçü, doğru kişilerin sizinle iletişime geçmesi.
Bütçesi kısıtlı bir işletme nereden başlamalı?
Her işletmenin onlarca sayfa yazdıracak bütçesi ya da zamanı yok, ve bunun da bir önemi yok. Sınırlı kaynakla çalışırken sıralama, miktardan daha belirleyici oluyor.
İlk olarak, sizi arayan müşterinin en sık "bunu da sorabilir miyim" diye başladığı konuyu bulun. Bu konudaki tek bir sayfayı gerçekten iyi kurmak, beş vasat sayfadan daha işe yarar. İkinci olarak, hizmet sayfanızın girişini bir tanım ve kısa bir cevapla yeniden yazın. Üçüncü olarak, sayfaya gerçek müşteri sorularından oluşan beş altı soruluk bir bölüm ekleyin.
Bu üç adım, çoğu zaman ilk dönemde yapılabilecek en verimli iş. Sonrasında neyin işe yaradığına bakıp bir sonraki sayfaya geçersiniz. Ben de küçük işletmelerle çalışırken genellikle böyle ilerliyorum: önce küçük bir parça, sonra ölçüm, sonra devam.
Şunu da eklemeliyim: bu sıralama bir garanti değil, makul bir başlangıç. Sektörünüzdeki rekabet, sitenizin yaşı ve mevcut içeriğin durumu hızı etkiler.
İşletmelerin bu konuda sık yaptığı hatalar
Çalışmalarımda aynı hataları tekrar tekrar görüyorum. Çoğu iyi niyetle yapılıyor, bu yüzden fark edilmesi zor.
- Adet takıntısı: "Ayda şu kadar yazı" hedefi, kaliteyi gölgede bırakıyor. Az ama gerçekten soruya cevap veren sayfa, çok ama birbirine benzeyen sayfalardan daha değerli.
- Cevabı saklamak: Okuru sayfada tutmak için cevabı sona bırakmak, hem okuru hem aracı yoruyor.
- Eski bilgiyi bırakmak: Yıllar önce yazılmış, hiç güncellenmemiş bir sayfa güvenilirliği düşürüyor.
- Yazanı gizlemek: Hukuk, sağlık ve finansta "kim söylüyor" sorusu çok önemli. İsimsiz bir metin burada zayıf kalıyor.
- Rakip metnini yeniden yazmak: Rakibin sayfasını biraz değiştirip yayımlamak, kimseye yeni bir şey söylemiyor.
- Sonucu hemen beklemek: Birkaç hafta içinde değişiklik görmeyince çalışmayı bırakmak, yarım kalmış bir işin sonucu olur.
- Ölçmemek: Hangi soruda görünüp görünmediğinizi hiç kontrol etmezseniz, çalışmanın işe yarayıp yaramadığını bilemezsiniz.
- Her sayfada her şeyi anlatmak: Bir sayfa tek bir soruya odaklanmalı. Beş konuyu tek sayfaya sıkıştırınca ne okur ne de araç aradığını bulabiliyor.
- Uzmanı sürece katmamak: Metni yazan kişi sizinle hiç konuşmadıysa, ortaya çıkan metin sizin deneyiminizi yansıtmaz.
Bu hataların ortak noktası, içeriği bir "iş listesi" gibi görüp müşteriyi unutmak. Her sayfa için kendinize tek bir soru sorun: bu sayfayı okuyan kişi, aradığını bulup rahatlıyor mu? Cevabınız evet ise yoldasınız.
Kendiniz yapabilecekleriniz ve uzmana bırakmanız gerekenler
Her şeyi dışarıya vermek zorunda değilsiniz. Bazı işleri kendiniz yaparsanız hem bütçeden tasarruf eder hem de içerik size daha çok benzer.
Kendiniz yapabilecekleriniz
- Müşterilerinizin en sık sorduğu soruları bir defterde ya da telefon notlarında biriktirmek.
- Mevcut sayfalarınızda eskimiş bilgi, tarih ya da kural olup olmadığını gözden geçirmek.
- Sayfalara güncelleme tarihi eklemek ve yazarı belirtmek.
- Sık sorulan sorular bölümünü, gerçek müşteri sorularıyla kendi cümlelerinizle yazmak.
Uzmana bırakmanız gerekenler
- Hangi sayfaların önce ele alınacağına karar vermek, yani öncelik sıralaması.
- Sayfaların başlık düzeni, tanım ve cevap yapısı gibi içeriğin kurgusu.
- Araçların hangi sorularda sizi anıp anmadığını düzenli ve tutarlı biçimde izlemek.
- Teknik tarafı: sayfanın okunabilir olması, sitenin hızlı açılması ve yapısının araçlar için anlaşılır olması.
Sınırı şöyle çiziyorum: bilgi sizden, kurgu ve takip benden. Hiçbir şeyi bilmeden başlamak istemiyorsanız, önce kendi başınıza ilk listeyi çıkarıp bana getirmeniz bile işi epey hızlandırır.
Sık sorulan sorular
Yapay zekâ için ayrı bir içerik mi yazmam gerekiyor?
Hayır. İyi hazırlanmış tek bir sayfa hem Google'da hem yapay zekâ cevaplarında işe yarar. Fark, sayfanın ne kadar net ve güvenilir olduğunda.
Mevcut blog yazılarımı değiştirmem gerekir mi?
Çoğu zaman yeni yazmak yerine mevcut en önemli sayfaları cevap odaklı yeniden düzenlemek daha verimli oluyor. Önce hangi sayfaların işe yarayacağına bakmak gerekir.
Hukuk, sağlık gibi alanlarda farklı bir dikkat gerekir mi?
Evet. Bu alanlarda içeriğin doğruluğu ve güncelliği çok daha önemli, ayrıca reklam ve tanıtım kuralları da olabilir. Yayımlamadan önce kendi meslek kurallarınızı kontrol etmenizi öneririm. Ben içeriği yazarken bilgiyi sizden doğrulatıyorum.
Sayfa uzunluğu önemli mi?
Uzunluktan çok, sorunun ne kadar eksiksiz cevaplandığı önemli. Bazı konular kısa bir sayfada biter, bazıları uzun bir rehber ister. Gereksiz yere uzatmak okuru da yorar.
Yapay zekâ ile taslak hazırlatıp ben düzenlesem olur mu?
Olur, yeter ki içeriğin özü sizden gelsin. Taslak aracı zaman kazandırır, ama bilgiyi, örneği ve doğruluğu denetlemek sizin işiniz. Kontrol etmeden yayımlanan taslak en çok riskli olan şeydir.
Yazılan içerik ne sıklıkla güncellenmeli?
Kural ya da fiyat politikası gibi hızlı değişen konular için en az yılda bir, daha az değişen konular için ise genel bir gözden geçirme yeterli olabilir. Önemli olan, tarihin sayfada görünmesi ve gerçekten bir kontrolün yapılmış olması.
Küçük bir işletme için bu çalışma gerekli mi?
Yerel ve dar bir alanda çalışıyorsanız, birkaç iyi kurulmuş sayfa çoğu zaman yeterli. Büyük bir içerik programına ihtiyaç yok; önemli olan en çok sorulan şeylere net cevap vermeniz.
Sonuçları ne zaman görürüm?
Kesin bir süre veremem. Çünkü araçların hangi sayfayı ne zaman kaynak olarak kullanacağı dışarıdan belirlenemiyor. Düzenli kontrol ederek ilerlemeyi gösterebilirim.
Sonuç
Yapay zekânın alıntıladığı içerik; net, doğrudan, uzmanca, güncel ve kaynaklı içeriktir. Bunların hiçbiri seri üretimle gelmez. İşletmeniz için nasıl bir içerik planı kurulabileceğini konuşmak isterseniz GEO hizmeti sayfasından bana ulaşabilirsiniz.